Çin, OECD'nin kısa süre önce yayımladığı ve Çinli firmaların uluslararası rakiplerine kıyasla hükümetten çok daha fazla sübvansiyon aldığını öne süren raporunu sert bir dille reddetti. Pekin yönetimi, bulguları “tek taraflı ve keyfi” olarak nitelendirirken, bu açıklama Avrupa Birliği'nin (AB) Çin'in endüstriyel politikalarına yönelik endişelerinin arttığı bir döneme denk geldi.
Raporun İçeriği ve Çin'in Tepkisi
OECD raporu, Çin'deki firmaların araştırma-geliştirme, yeşil enerji ve ileri teknoloji alanlarında aldığı devlet desteklerinin, gelişmiş ekonomi ülkelerindeki benzer firmalarla kıyaslandığında orantısız biçimde yüksek olduğunu ortaya koymuştu. Raporda yer alan verilere göre, Çinli firmaların toplam sübvansiyonlar içindeki payı, diğer büyük ekonomilerin oldukça üzerinde seyrediyor. Özellikle güneş paneli, elektrikli araç bataryaları ve yarı iletken üretimi gibi stratejik sektörlerdeki doğrudan ve dolaylı devlet teşviklerine dikkat çekiliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü ise raporun yöntemini eleştirerek, “OECD'nin ‘sübvansiyon’ tanımı uluslararası kabul görmüş standartlardan sapmaktadır. Bu rapor, belirli bir siyasi gündemi desteklemek amacıyla hazırlanmıştır” ifadelerini kullandı. Sözcü ayrıca, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına tam uyum içinde hareket ettiğini ve tüm sübvansiyonlarını şeffaf bir şekilde açıkladığını belirtti. Pekin, raporun tek taraflı olduğunu ve Çin'in kalkınma modelini yansıtmadığını savunuyor.
AB-Çin Ticari Gerilimleri ve Küresel Yansımalar
OECD raporunun yayımlanması, AB ile Çin arasında zaten gergin olan ticari ilişkilere yeni bir boyut kazandırdı. Brüksel, son aylarda Çin'in elektrikli araçlara yönelik sübvansiyonlarını soruşturmaya açmış ve yerli üreticileri korumak için ek gümrük vergileri getirmeyi değerlendirmeye başlamıştı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “haksız sübvansiyonların” Avrupa sanayisini tehdit ettiğini birçok kez dile getirdi. Rapordaki veriler, AB'nin bu endişelerini güçlendiriyor ve olası ticari önlemler için bir dayanak oluşturuyor.
Uzmanlar, bu gerilimin küresel ticaret dengelerini etkileyebileceği görüşünde. Çin'in yeşil enerji ve yüksek teknoloji alanındaki devlet destekli büyüme stratejisi, hem ABD hem de AB tarafından rekabeti bozucu olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Pekin, bu eleştirileri “kalkınma hakkı” çerçevesinde yanıtlıyor ve kendi sanayi politikalarının DTÖ kurallarına uygun olduğunu savunuyor. Çin'in en büyük ticaret ortaklarından biri olan AB'nin olası yaptırımları, iki taraf arasındaki ticaret hacmini ve küresel tedarik zincirlerini doğrudan etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-AB sübvansiyon gerilimi, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Çin ile artan ticaret açığı ve AB ile Gümrük Birliği ilişkileri bağlamında bu gelişmeyi izlemektedir. AB'nin Çin'e yönelik olası ticari önlemleri, Türkiye'ye yönelik yatırım ve tedarik zinciri kaymalarına yol açabilir. Özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk firmaları, Çinli rakiplerine kıyasla sübvansiyon avantajı olmadan AB pazarında rekabet etmek zorunda kalabilir. Ayrıca, AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde, sübvansiyon ve rekabet politikalarına ilişkin bu tartışmalar, Türkiye'nin müzakere pozisyonunu da etkileyebilir.