ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını genişleterek Çinli şirketleri hedef almasına Beijing'den sert tepki geldi. Çin yönetimi, Washington'a misilleme yapacağını açıkladı. Bu gelişme, Başkan Xi Jinping'in ABD ziyareti öncesinde iki ülke arasındaki kırılgan istikrarı tehdit eden yeni bir kriz noktası oluşturuyor. Gözlemciler, bu hamlenin ABD-Çin ilişkilerinde son dönemde sağlanan yumuşamayı baltalayabileceği ve ticaret görüşmelerini gölgeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Yaptırımların kapsamı ve Çin'in tepkisi
ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın ham petrol ihracatını finanse eden ve lojistiğini sağlayan çok sayıda Çin merkezli şirket ve bireyi yaptırım listesine ekledi. Bu adım, Washington'un Tahran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yaptırımlar, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusundaki endişelerin devam ettiği bir dönemde geldi.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, yaptırımları 'haksız ve tek taraflı' olarak nitelendirerek, 'Çin, uluslararası hukuka aykırı bu tür müdahalelere karşı gerekli önlemleri alacaktır' ifadelerini kullandı. Sözcü, İran ile meşru ticari ilişkilerin sürdürüleceğini vurguladı. Çin'in İran'dan ham petrol ithalatı, ABD yaptırımlarına rağmen son aylarda artış göstermişti.
İkili ilişkilerde hassas denge
ABD-Çin ilişkileri, ticaret savaşı, Tayvan gerilimi ve teknoloji rekabeti gibi dosyalarla zaten karmaşık bir dönemden geçiyor. Biden yönetimi, geçtiğimiz aylarda yetkililer arası görüşmelerle ilişkileri istikrara kavuşturmaya çalışmıştı. Maliye Bakanı Janet Yellen ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Pekin ziyaretleri, diyalog kanallarının yeniden açılmasına katkı sağlamıştı. Bu olumlu hava, Xi Jinping'in Kasım ayında ABD'ye yapacağı ziyaret öncesinde korunmaya çalışılıyor.
Ancak İran yaptırımları konusundaki bu yeni anlaşmazlık, iki dev arasında güven inşasının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre Çin, Orta Doğu'daki enerji güvenliği açısından İran ile işbirliğini stratejik bir öncelik olarak görüyor. ABD'nin bu alana müdahalesi, Çin'in egemenlik anlayışına doğrudan bir meydan okuma olarak algılanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu kriz, sadece ABD ve Çin'i ilgilendirmiyor. İran, devam eden nükleer müzakerelerde Çin'in desteğine bel bağlamış durumda. Çin'in İran'dan petrol alımını sürdürmesi, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarını da etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin yaptırımlarına karşı çıkan Rusya ve diğer ülkeler de bu gerilimi kendi çıkarları için kullanabilir.
Uzmanlar, Çin'in misilleme olarak ABD'ye karşı nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlama, bazı ABD'li şirketlere yönelik soruşturma başlatma veya küresel tedarik zincirlerinde ABD'yi zor durumda bırakacak hamleler yapabileceğini öngörüyor. Böyle bir senaryo, küresel ekonomide yeni bir belirsizlik dalgası yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile yakın enerji ve ticaret ilişkilerine sahip olması nedeniyle bu gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları zaman zaman Türk enerji şirketlerini de zor durumda bırakmıştı. Çin'in bu konuda ABD'ye karşı daha sert bir tutum alması, uluslararası yaptırım rejimlerinin etkinliğini zayıflatabilir; bu da Türkiye gibi İran'la ticaret yapmak isteyen ülkeler için alan açabilir. Ancak ABD-Çin geriliminin tırmanması, küresel ekonomik istikrarsızlığı artırarak Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem Pekin ile dengeli bir diplomasi yürütmeye gayret ediyor.