Çin Komünist Partisi (ÇKP), yolsuzlukla mücadele kapsamında yürütülen soruşturma sonucunda eski Politbüro üyesi Ma Xingrui'yi (67) partiden ihraç etti. Ma, 2022 yılında başlayan mevcut dönemde soruşturmaya uğrayan üçüncü Politbüro üyesi olurken, bu durum on yıllardır görülmemiş bir siyasi tasfiye dalgasının habercisi olarak yorumlanıyor. Eski bir havacılık mühendisi olan Ma, 2021-2023 yılları arasında Şinhar Uygur Özerk Bölgesi parti sekreteri olarak görev yapmış, ardından Politbüro'daki koltuğunu kaybetmişti. Parti içi disiplin kurumu, Ma'nın 'parti disiplinini ihlal ettiği' ve 'yolsuzluğa bulaştığı' gerekçesiyle ihraç kararı aldığını duyurdu.
Gelişmenin arka planı: Xi Jinping'in yolsuzlukla mücadele kampanyası
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in 2012'de iktidara gelmesinden bu yana yürüttüğü yolsuzlukla mücadele kampanyası, parti içindeki üst düzey isimleri de hedef almaya devam ediyor. Ma Xingrui'nin ihracı, bu kampanyanın en üst kademelere kadar uzandığını gösteriyor. Ma, Politbüro'ya 2017'de yedek üye, 2022'de ise asil üye olarak girmişti. Ancak 2023'teki parti kongresinde yeniden seçilemeyerek düşüşe geçmişti. Soruşturma, Ma'nın Şinhar'da görev yaparken 'kaynakları kötüye kullandığı' ve 'parti talimatlarına aykırı hareket ettiği' iddialarına dayanıyor. Uzmanlar, bu ihracın Xi'nin parti içindeki otoritesini pekiştirme çabalarının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Ma'dan önce, 2022'de eski Chongqing parti sekreteri Chen Min'er ve 2023'te eski Shanxi parti sekreteri Lin Wu da soruşturma geçirmişti. Ancak Chen ve Lin, Politbüro üyesi değildi. Ma, bu dönemde soruşturma geçiren ilk asil Politbüro üyesi olarak kayıtlara geçti. Geçmişte, 2012'de Bo Xilai ve 2017'de Sun Zhengcai gibi isimler de benzer şekilde partiden ihraç edilmişti. Xi'nin kampanyası, 10 yılı aşkın süredir devam ediyor ve milyonlarca parti üyesini kapsıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin'in iç siyaseti ve uluslararası yansımaları
Ma Xingrui'nin Şinhar Uygur Özerk Bölgesi'ndeki görevi sırasında uyguladığı politikalar, uluslararası kamuoyunda insan hakları ihlalleri iddialarıyla eleştiriliyordu. Ma, bölgede 'terörle mücadele' adı altında Uygur Türklerine yönelik baskıcı uygulamaların mimarlarından biri olarak görülüyordu. Bu nedenle, Ma'nın partiden ihracı, Batılı ülkeler tarafından Çin'in insan hakları söylemiyle çelişen bir hamle olarak değerlendirilebilir. Ancak Pekin yönetimi, yolsuzluk soruşturmalarının iç siyasi bir mesele olduğunu ve dışarıdan yorum yapılmasının uygun olmadığını vurguluyor.
Küresel ölçekte, Çin'deki bu tür siyasi tasfiyeler, ülkenin istikrarı ve yönetişim modeli hakkında soru işaretleri doğuruyor. Xi Jinping'in üçüncü döneminde parti içi muhalefeti bastırmaya yönelik adımları, Çin'in otoriter yönetim anlayışının derinleştiği şeklinde yorumlanıyor. Aynı zamanda, bu süreç Çin'in dış politikasında da belirsizlik yaratıyor; zira üst düzey yetkililerin değişimi, uluslararası anlaşmaların ve taahhütlerin sürekliliğini etkileyebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ma Xingrui'nin ihracı, Türkiye-Çin ilişkilerini doğrudan etkilemese de, Çin'deki siyasi istikrarın Türkiye için önemli olduğunu gösteriyor. Türkiye, özellikle Şinhar Uygur Özerk Bölgesi'ndeki soydaşları Uygur Türklerine yönelik politikalar nedeniyle Çin ile diplomatik gerilimler yaşamıştı. Ma'nın Şinhar'daki görevi sırasında izlediği sert hat, Ankara'yı rahatsız etmişti. Yeni bir yöneticinin bölgeye atanması, Türkiye'nin Uygur meselesine yaklaşımında küçük de olsa bir fırsat penceresi açabilir. Ancak Çin'in genel politikası değişmediği sürece, Türkiye'nin bu konuda somut bir kazanım elde etmesi beklenmiyor. Küresel bağlamda, Çin'deki yolsuzlukla mücadele süreci, Türkiye'nin de benzer bir kampanya yürüttüğü bir döneme denk geliyor; ancak iki ülkenin yöntem ve hedefleri farklılık gösteriyor.