Çin'in imalat sanayi faaliyeti, Mayıs ayında üst üste ikinci kez daralma gösterdi; ancak daralma piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşti. Resmi Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine göre, ülke ekonomisindeki momentum kaybı, Pekin yönetiminin büyümeyi desteklemek için yeni adımlar atması yönündeki baskıyı artırıyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun Çarşamba günü açıkladığı verilere göre, imalat PMI Mayıs ayında 49,5'e geriledi. Nisan ayında ise 50,4 seviyesindeydi. 50 eşik değerinin altındaki her değer daralmaya, üstündeki değerler genişlemeye işaret ediyor. Reuters anketine katılan ekonomistler 49,6'lık bir okuma bekliyorlardı, bu da gerçekleşen verinin beklentilerin hafif üzerinde olduğunu gösteriyor. Ayrıca, imalat dışı PMI da Mayıs ayında 51,1 ile Nisan'daki 51,2'ye kıyasla hafif bir gerileme kaydetti. Bu veriler, Çin ekonomisinin toparlanma çabalarının hâlâ kırılgan olduğunu ve hükümetin daha fazla teşvik tedbiri uygulaması gerektiğini ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin ekonomisi, Kovid-19 salgınının ardından 2023 yılında %5,2 büyüme kaydetmişti, ancak bu toparlanma emlak sektöründeki kriz, genç işsizliğindeki artış ve deflasyonist baskılar nedeniyle ivme kaybetti. 2024 yılı ilk çeyreğinde %5,3 büyüyen ekonominin, hükümetin yıllık %5 büyüme hedefini yakalayabilmesi için güçlü bir desteğe ihtiyacı var. Ancak son dönemde açıklanan veriler, sanayi üretimindeki iyileşmeye rağmen iç talebin zayıf kaldığını gösteriyor. Emlak sektöründeki durgunluk ve tüketici güvenindeki düşük seyir, fabrika siparişlerini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Çin'in ihracatı, küresel talepteki yavaşlama ve artan ticaret engelleri nedeniyle baskı altında. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği'nin Çin'den yapılan elektrikli araç ve diğer ürünlere yönelik potansiyel gümrük tarifeleri, üreticilerin siparişlerini daha da azaltabilir. Çin hükümeti, bu olumsuz tabloya karşı koymak için çeşitli önlemler alıyor; devlet tahvili ihraçlarıyla altyapı yatırımlarını artırma, konut sektörüne yönelik destekleyici politikalar ve tüketimi canlandırmak için hane halkı gelirlerini artırma planları gibi. Ancak bu önlemlerin etkili olabilmesi için daha agresif ve koordineli bir yaklaşım gerekebilir.
PMI verileri ayrıca, Çin'in imalat sektöründe yeni siparişlerin dördüncü ay üst üste düştüğünü, ihracat siparişlerinin ise Nisan ayındaki artışın ardından tekrar gerilediğini ortaya koyuyor. Öte yandan istihdam alt endeksi 48,1 ile daralma bölgesinde kalmaya devam etti, bu da işgücü piyasasındaki kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor. Üretim alt endeksi ise 50,8 ile nispeten dirençli bir seyir izledi; ancak girdi maliyetleri alt endeksi 56,9'a yükselerek üreticilerin maliyet baskısı altında olduğunu ve kâr marjlarının daraldığını işaret etti. Uzmanlar, Çin Merkez Bankası'nın (PBOC) faiz indirimleri veya zorunlu karşılık oranlarını düşürme gibi parasal genişleme adımları atmasının, kredi büyümesini canlandırabileceğini ve piyasaya likidite sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak bu tür önlemlerin etkisi sınırlı kalabilir; zira şirketler ve hane halkı artan borç yükü nedeniyle temkinli davranıyor. Aynı zamanda, küresel ticaretteki belirsizlikler ve jeopolitik gerilimler, Çin'in ekonomik toparlanmasını daha da zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in fabrika faaliyetlerindeki daralma, yalnızca ülke ekonomisi için değil, aynı zamanda küresel ekonomi için de önemli bir gösterge. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve birçok Asya ülkesinin en büyük ticaret ortağı konumunda. Çin'deki üretim yavaşlaması, hammadde ihracatçısı ülkelerden otomotiv ve elektronik parça tedarikçilerine kadar geniş bir yelpazede etkisini hissettiriyor. Özellikle Avustralya, Brezilya ve bazı Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin'in talebindeki zayıflamadan doğrudan etkileniyor. Ayrıca, Çin'in iç talebindeki durgunluk, Japonya ve Güney Kore gibi gelişmiş Asya ekonomilerinin ihracatını da olumsuz etkiliyor. Küresel tedarik zincirleri, Çin'deki üretim aksaklıklarına karşı hassas; bu nedenle PMI verileri dünya genelindeki finansal piyasalarda yakından takip ediliyor. Öte yandan, Çin hükümetinin büyümeyi desteklemek için uygulayacağı politikalar, küresel emtia fiyatlarını ve uluslararası ticaret akışlarını etkileyebilir. Örneğin, altyapı yatırımlarındaki artış, çelik ve bakır gibi emtialara olan talebi canlandırabilir; ancak bu etkinin kısa vadede sınırlı olması bekleniyor. IMF, Nisan ayında yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, Çin ekonomisinin 2024 yılında %4,6 büyüyeceğini tahmin etmişti; ancak bu oran hükümetin %5 hedefinin altında kalıyor. Bu da daha fazla teşvik tedbiri için alan olduğunu gösteriyor.
Çin'in imalat PMI'sindeki daralma aynı zamanda küresel arz zinciri üzerinde baskı oluşturabilir. COVID-19 pandemisinden bu yana dünya, Çin merkezli üretim bağımlılığını azaltmaya çalışsa da, ülke hâlâ birçok sektörde küresel üretimin merkezi konumunda. Çin'deki üretim yavaşlaması, özellikle elektronik, makine ve kimyasal ürünler tedarikinde gecikmelere yol açabilir. Bu da dünya genelinde enflasyonist baskıları yeniden canlandırabilir. Münhasıran, Avrupa Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele için faiz oranlarını yüksek tuttuğu bir dönemde, Çin'deki üretim maliyetlerindeki artışlar, küresel fiyat istikrarını tehdit edebilir. Bu nedenle, Çin'deki fabrika aktivitesi verileri, dünya genelindeki merkez bankalarının para politikası kararlarını da yakından etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in ABD ve AB ile yaşadığı ticaret gerilimleri, yalnızca iki taraflı ilişkileri değil, aynı zamanda küresel ticaret sistemini de dönüştürüyor. Washington ve Brüksel, Çin'in devlet destekli endüstriyel kapasitesini dengelemek için korumacı önlemler alırken, bu durum uluslararası ticarette belirsizliği artırıyor ve yatırımcı güvenini zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin dış ticareti üzerinde doğrudan etkiler yaratabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve ithalatında önemli bir paya sahip. Çin'deki üretim daralması, Türkiye'nin Çin'den yaptığı ara malı ve hammadde ithalatını kısa vadede etkilemese de, küresel talep zayıflığı nedeniyle Türkiye'nin ihracat pazarlarında daralmaya yol açabilir. Özellikle Avrupa Birliği ekonomisindeki durgunlukla birleştiğinde, Türkiye'nin ihracat hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in teşvik politikaları küresel emtia fiyatlarını dalgalandırabilir; bu da enerji ve metal fiyatlarında değişikliklere neden olabilir. Türkiye'nin cari açık sorunu göz önüne alındığında, ithalat fiyatlarındaki artış dış ticaret dengesini daha da kötüleştirebilir. Öte yandan, Çin'in yavaşlaması, Türk üreticileri için uluslararası pazarlarda Çinli rakiplere karşı fiyat avantajı yaratabilir; bu da bazı sektörlerde Türkiye'nin ihracatını artırabilir. Genel olarak, Çin ekonomisindeki gelişmeler, küresel ekonomik konjonktürü şekillendirdiği için Türkiye'nin ekonomik politikalarını da yakından ilgilendiriyor.