Çin'in yarı iletken endüstrisi, son yıllarda gösterdiği hızlı ilerlemeye rağmen, çip üretiminde Batılı rakiplerini yakalamakta zorlanıyor. Ülkenin teknoloji devleri, özellikle yapay zeka ve 5G alanlarında kullanılan ileri düzey çiplerin tasarımında önemli başarılar elde etmiş olsa da, bu çipleri seri üretime geçirecek fabrikaların (foundry) kurulumu ve işletilmesi sürecinde ciddi engellerle karşılaşıyor. ABD'nin uyguladığı ihracat kısıtlamaları, özellikle gelişmiş litografi ekipmanlarına erişimi sınırlandırarak Çin'in üretim kapasitesini baltalıyor. Bu durum, Çin'in çip tasarımındaki yetkinliğinin üretim altyapısıyla desteklenememesi nedeniyle bir 'tasarım-üretim uçurumu'na yol açıyor.
Gelişmenin arka planı: Çin'in çip hamlesi
Çin, 2015 yılında başlattığı 'Made in China 2025' stratejisi kapsamında yarı iletken sektörüne büyük yatırımlar yaptı. Devlet teşvikleri ve özel sektörün katkılarıyla Huawei, SMIC ve YMTC gibi şirketler, çip tasarımında dünya standartlarına ulaştı. Örneğin Huawei'nin Kirin 9000 serisi işlemciler, performans açısından Apple ve Qualcomm'un ürünleriyle rekabet edebilecek düzeye geldi. Ancak üretim tarafına geçildiğinde tablo değişiyor. TSMC ve Samsung gibi devler, 3 nanometre (nm) ve 5 nm gibi en ileri teknolojileri kullanırken, Çin'in en büyük foundry'si SMIC ancak 14 nm ve 7 nm düzeyinde üretim yapabiliyor. Üstelik SMIC'in 7 nm üretimi verimlilik açısından Batılı rakiplerinin oldukça gerisinde. ABD'nin 2020'de uygulamaya koyduğu yaptırımlar, Huawei'nin çip tedarikini kesintiye uğratırken, ASML gibi ekipman üreticilerine getirilen kısıtlamalar Çin'in gelişmiş makine almasını engelliyor. Çin, bu açığı kapatmak için kendi litografi ekipmanlarını geliştirmeye çalışıyor; ancak bu süreç yıllar alabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Teknoloji savaşları
Çin'in yarı iletken sektöründeki bu ikilem, küresel teknoloji rekabetinin ana cephelerinden birini oluşturuyor. ABD, Çin'in askeri ve ekonomik alanda kullanabileceği ileri çiplere erişimini sınırlandırmak için teknoloji müttefikleriyle birlikte çalışıyor. Japonya ve Hollanda da ABD'nin çağrısına uyarak Çin'e yönelik ihracat kontrollerini sıkılaştırdı. Bu durum, Çin'i kendi ekosistemini yaratmaya itiyor; ancak bu ekosistemin tamamen kendi kendine yeterli hale gelmesi için en az on yıl gerekiyor. Öte yandan Çin, yarı iletken üretiminde düşük maliyetli ve orta düzey çiplerde büyük bir kapasiteye sahip. Küresel tedarik zinciri sıkıntıları yaşanırken, Çin'in bu alandaki üretimi dünya için kritik önem taşıyor. Analistler, Çin'in yarı iletken sektörünün önümüzdeki beş yıl içinde tasarım-üretim uçurumunu kısmen kapatabileceğini, ancak en ileri düzeyde Batı'ya yetişmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yarı iletken sektöründe yaşadığı bu dönüşüm, Türkiye'nin teknoloji bağımsızlığı hedefleri açısından önemli dersler barındırıyor. Türkiye de Çin gibi çip tasarımında ilerleme kaydederken, üretim altyapısını geliştirmek için adımlar atıyor. Ancak Türkiye, ABD ve Avrupa ile olan ittifak ilişkileri sayesinde, Çin'e kıyasla daha avantajlı bir konumda. Yine de küresel çip tedarik zincirinde yaşanan bu kırılma, Türkiye'nin kendi çip fabrikasını (foundry) kurma girişimlerini hızlandırması gerektiğini gösteriyor. Aksi takdirde, özellikle savunma sanayii ve otomotiv sektöründe dışa bağımlılık devam edecek. Ayrıca, Çin-Batı rekabeti, Türkiye'nin iki blok arasında denge politikası izlemesini gerektiriyor; bu da teknoloji transferinde fırsatlar yaratabilir.