ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin baş ticaret müzakerecisi, Kanada'dan ithal edilen bazı ürünlere yasak getirilmesi seçeneğinin değerlendirilmesi gerektiğini öne sürerek, Washington ile Ottava arasındaki ticari gerilime yeni bir tehdit daha ekledi. Bu açıklama, iki ülke arasında giderek derinleşen ticaret savaşının son perdesi olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı: Yaptırımlar ve karşı adımlar
ABD Ticaret Temsilcisi'nin (USTR) üst düzey bir yetkilisi, Kongre'de yaptığı konuşmada, Kanada'nın bazı ABD ürünlerine uyguladığı kısıtlamalara misilleme olarak, belirli Kanada mallarının ithalatının yasaklanabileceğini söyledi. Yetkilinin ismi basına açıklanmazken, önerinin özellikle kereste, süt ürünleri ve alüminyum gibi sektörleri kapsadığı belirtiliyor.
Bu gelişme, ABD'nin geçtiğimiz haftalarda Kanada çeliğine %25, alüminyumuna ise %10 oranında ek gümrük vergisi getirme kararının ardından geldi. Kanada ise bu vergilere karşılık olarak ABD'den ithal edilen kahve, ketçap ve bazı sanayi ürünlerine yönelik misilleme tarifeleri uygulamaya başlamıştı. Ticaret savaşı, iki NATO müttefiki arasında Soğuk Savaş'tan bu yana görülen en ciddi ekonomik çatışma olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, yasakların uygulanması halinde iki ülke ekonomisinin de zarar göreceğini, ancak özellikle Kanada'nın ABD'ye olan ihracat bağımlılığı nedeniyle daha büyük kayıplarla karşı karşıya kalabileceğini ifade ediyor. Kanada'nın gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık %75'i ABD ile yapılan ticarete bağlı. Bu durum, Ottava'nın müzakere masasına dönmek için daha istekli olmasına yol açabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Kuzey Amerika ticaretinde yeni dönem
ABD ile Kanada arasındaki bu ticari sürtüşme, yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Meksika'nın da dahil olduğu Yeni Kuzey Amerika Ticaret Anlaşması (USMCA) çerçevesinde bölgesel ticaret dengeleri yeniden şekilleniyor. Trump yönetiminin 'Amerika Birinci' politikası, geleneksel müttefiklerle bile ticarette agresif bir tutum sergilenmesine yol açıyor.
Kanada hükümeti, ABD'nin bu yeni tehdidine karşı temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Başbakan Justin Trudeau, yaptığı açıklamada 'müzakere masasında çözüm bulmak istediklerini' ancak 'ulusal çıkarların korunması için her türlü seçeneğin değerlendirildiğini' söyledi. Bu arada, Kanada'nın diğer ülkelerle ticaret anlaşmalarını çeşitlendirme çabaları da hız kazanmış durumda. Avrupa Birliği ile Kanada arasındaki Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) bu çabaların merkezinde yer alıyor.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, ABD'nin serbest ticaret politikalarından giderek uzaklaştığının bir işareti olarak okunuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) yetkilileri, artan ticaret engellerinin küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği uyarısında bulunuyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) de benzer endişeleri dile getirerek ülkeleri diyalog çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de dahil olduğu küresel ticaret sistemindeki belirsizlikleri artırıyor. ABD'nin müttefiklerine yönelik korumacı politikaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için risk ve fırsatları bir arada barındırıyor. Türkiye, ABD ile olan ticaretinde benzer zorluklarla karşılaşmış ve çeşitli sektörlerde kotalar ve vergilerle sınanmıştır. Bu durum, Ankara'nın ticari ilişkilerini çeşitlendirme çabalarını haklı çıkarıyor. Kuzey Amerika'daki bu çatışma, Türkiye'nin alternatif pazar arayışlarında elini güçlendirebilir ve yeni iş birlikleri için zemin hazırlayabilir. Ancak küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi, dünya ekonomisindeki durgunluk riskini artırarak Türkiye'nin ihracatını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, bu tür belirsizliklere karşı esnek ve proaktif bir dış ticaret politikası izlemesi büyük önem taşıyor.