Çin, son yirmi yılda büyük bir teknolojik dönüşüm geçirerek yapay zeka, 5G, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda küresel bir süper güç haline geldi. Ancak bu teknolojik atılım, ülkenin ekonomik büyümesindeki belirgin yavaşlamayı durduramıyor. Kamu politikası profesörü Donald Low'a göre Çin, ekonomik büyüme denkleminin sadece bir kısmını, yani teknoloji odaklı verimlilik artışını destekleyerek diğer kritik faktörleri ihmal ediyor. Bu durum, Çin ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların daha da derinleşmesine neden oluyor.
Teknolojik Başarı ve Ekonomik Durgunluk Paradoksu
Çin, 2010'lu yılların ortalarından itibaren teknoloji alanında olağanüstü bir ilerleme kaydetti. Huawei, 5G teknolojisinde dünya lideri olurken; BYD gibi şirketler elektrikli araç pazarında Tesla ile rekabet ediyor. Alibaba, Tencent ve ByteDance gibi teknoloji devleri, dijital ekonominin sınırlarını zorluyor. Üstelik Çin, yapay zeka araştırmalarında ABD ile başa baş gidiyor ve dünyadaki patent başvurularının büyük bir kısmını elinde bulunduruyor.
Ancak tüm bu teknolojik başarılara rağmen Çin'in GSYİH büyümesi, pandemi öncesi %6-7 seviyelerinden %4-5 civarına geriledi. 2024 yılında büyümenin %5'in altında kalması bekleniyor. Bu paradoks, Profesör Low'un da vurguladığı gibi, Çin'in büyüme modelinin sadece teknolojik yeniliklere dayanmasının sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Teknoloji, verimliliği artırsa da talep yetersizliği, demografik yaşlanma, yüksek borçluluk ve kurumsal reform eksiklikleri gibi yapısal sorunlar büyümeyi frenliyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Çin'in Yavaşlaması Dünyayı Nasıl Etkiliyor?
Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak küresel tedarik zincirleri, emtia fiyatları ve uluslararası yatırım akışları üzerinde büyük bir etkiye sahip. Ekonomik yavaşlama, başta Asya olmak üzere gelişmekte olan ülkeler üzerinde dalga etkisi yaratıyor. Çin'in ithalat talebindeki düşüş, Avustralya, Brezilya ve Afrika ülkeleri gibi hammadde ihracatçılarını olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda, Çin'in teknoloji alanındaki başarısı, ABD ile arasındaki teknoloji savaşını kızıştırıyor. Washington, yarı iletken ve yapay zeka teknolojilerinin transferini kısıtlarken, Pekin kendi kendine yeterlilik politikalarını hızlandırıyor. Bu durum, küresel teknoloji ekosisteminde bir ayrışmaya yol açarak inovasyonu ve ticari işbirliğini zayıflatma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ekonomik yavaşlaması, Türkiye için hem risk hem de fırsatlar barındırıyor. Türkiye, Çin ile artan ticaret açığı ve teknoloji bağımlılığı nedeniyle bu yavaşlamadan doğrudan etkilenebilir. Özellikle Çin pazarındaki talep daralması, Türk ihracatçıları için olumsuz bir sinyal. Öte yandan, Çin'in teknoloji alanında kendi kendine yeterlilik çabaları, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi kapsamında Asya ile Avrupa arasında bir üretim ve lojistik merkezi olma vizyonuna yeni fırsatlar sunabilir. Ayrıca, Çin'den ayrışan küresel tedarik zincirleri, Türkiye'nin alternatif bir üretim üssü olarak öne çıkmasını sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin bu fırsatları değerlendirebilmesi için kendi teknolojik dönüşümünü hızlandırması ve Çin'in yavaşlamasına karşı ekonomik kırılganlıklarını azaltması gerekiyor.