Çin'de tek çocuk politikası döneminde dünyaya gelen bireyler, evlilik tercihlerinde büyük ölçüde kendileri gibi tek çocuk olan kişileri seçiyor. Bu tercih, sadece bir tesadüf değil; aile yapısı, ekonomik beklentiler ve sosyal normlar tarafından şekillendirilen bir eğilim. Ülke genelinde yapılan araştırmalar, tek çocukların benzer geçmişe sahip partnerlerle evlenme oranının yüksek olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu durumun hem avantaj hem de dezavantajları olduğunu belirtiyor.
Tek Çocuk Politikasının Gölgesinde Evlilik Tercihleri
1979'dan 2015'e kadar yürürlükte olan tek çocuk politikası, Çin'de milyonlarca ailenin yapısını derinden etkiledi. Bu politikayla büyüyen nesil, kardeşsiz bir çocukluk geçirdi. Şimdi evlilik çağına gelen bu bireyler, eş seçimlerinde benzer bir yaşam deneyimine sahip kişilere yöneliyor. Pekin Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Li Ming, "Tek çocuklar, karşı tarafın da tek çocuk olmasını genellikle bir avantaj olarak görüyor. Çünkü her iki taraf da ailevi sorumlulukları ve beklentileri daha iyi anlıyor" diyor.
Bu eğilimin ardında yatan en önemli faktörlerden biri, ailelerin ekonomik ve sosyal sermayesinin benzer olması. Tek çocuk aileleri, genellikle çocuklarına daha fazla kaynak ayırabiliyor; eğitim, sağlık ve miras konularında tek çocuk, tüm aile birikiminin tek varisi oluyor. Bu durum, evlilik piyasasında "tek çocuk" olmayı bir tür statü göstergesi haline getiriyor. Diğer yandan, iki tek çocuğun evlenmesi, ileride dört ebeveynin bakım sorumluluğunu tek bir çiftin üstlenmesi anlamına geliyor. Bu da "4-2-1" olarak bilinen aile yapısını doğuruyor: dört büyükanne-büyükbaba, iki ebeveyn ve bir çocuk.
Araştırmalar, tek çocukların evlilikte daha az çatışma yaşadığını ancak daha yüksek beklentilere sahip olduğunu ortaya koyuyor. Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi'nin 2022 tarihli bir raporuna göre, tek çocuk çiftlerin boşanma oranı, kardeşi olan çiftlere kıyasla %15 daha düşük. Ancak bu çiftler, evlilikten beklentileri konusunda daha talepkâr olabiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'deki bu eğilim, yalnızca ülke içi bir sosyal olgu değil; aynı zamanda küresel demografik trendlerle de kesişiyor. Dünya genelinde doğum oranları düşerken, birçok ülkede tek çocuklu ailelerin sayısı artıyor. Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi Asya ülkelerinde de benzer evlilik kalıpları gözlemleniyor. Örneğin, Güney Kore'de yapılan bir araştırma, tek çocukların eş seçiminde benzer aile yapısına sahip kişileri tercih ettiğini gösteriyor.
Bu durum, gelecekte aile yapılarının daha da homojenleşmesine yol açabilir. Çin'de 2023 yılında yapılan bir anket, 18-35 yaş arası bekâr tek çocukların %68'inin, evlenecekleri kişinin de tek çocuk olmasını tercih ettiğini ortaya koydu. Bu oran, 2010'da %52 seviyesindeydi. Yani eğilim giderek güçleniyor.
Uzmanlar, bu tercihin uzun vadede Çin'in demografik yapısı üzerinde önemli etkileri olacağını belirtiyor. Tek çocuk çiftlerin çocuk sahibi olma konusundaki tutumları da farklı olabiliyor; bazıları tek çocuk sahibi olmayı tercih ederken, bazıları hiç çocuk istemiyor. Bu da ülkenin zaten düşük olan doğum oranını daha da aşağı çekebilir. Çin hükümeti, 2016'da iki çocuk, 2021'de ise üç çocuk politikasına geçerek bu eğilimi tersine çevirmeye çalışsa da, sosyal ve ekonomik faktörler nedeniyle beklenen etki henüz sağlanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu evlilik eğilimi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel demografik dönüşümün bir yansıması olarak Türkiye için de dersler içeriyor. Türkiye'de de son yıllarda tek çocuklu ailelerin sayısı artıyor ve evlilik tercihleri benzer sosyo-ekonomik faktörlerden etkileniyor. Çin örneği, tek çocuk politikasının uzun vadeli sosyal sonuçlarını gösteriyor. Türkiye'nin genç nüfus yapısını koruması ve aile kurumunu güçlendirmesi için ekonomik destekler ve esnek çalışma modelleri geliştirmesi gerekebilir. Ayrıca, hızla yaşlanan bir dünyada, aile yapılarındaki benzer dönüşümler, sosyal güvenlik sistemleri üzerinde baskı oluşturabilir.