Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Pekin'de düzenlenen zirvede 20 ayrı anlaşmanın imzalanmasına öncülük etti. Ancak iki ülke arasında uzun süredir beklenen ve enerji güvenliği açısından stratejik öneme sahip Sibirya'nın Gücü-1 doğal gaz boru hattı anlaşması bir kez daha ertelendi. Bu gelişme, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde dengeleri yakından takip eden Hindistan'da, Çin ve Rusya'nın artan işbirliğine yönelik endişeleri artırmış durumda.
Zirvede Varılan Anlaşmalar ve Beklentiler
Pekin Zirvesi, iki ülke arasındaki ticari, askeri ve teknolojik işbirliğini derinleştirme amacı taşıyordu. Putin ve Xi'nin bizzat takip ettiği görüşmeler sonucunda enerji, altyapı, uzay araştırmaları ve dijital ekonomi gibi alanlarda 20 farklı mutabakat zaptı imzalandı. Ancak en çok merak edilen konu, Rusya'nın Sibirya bölgesinden Çin'e doğal gaz taşıyacak olan Sibirya'nın Gücü-1 boru hattının kapasitesinin artırılması ve yeni bir hat olan Sibirya'nın Gücü-2 üzerinde yapılması planlanan anlaşmaydı. Her iki proje de ertelenmiş görünüyor.
Enerji uzmanlarına göre, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'ya gaz satışının azalması nedeniyle Çin pazarına yönelmesi beklenirken, fiyatlandırma ve ödeme koşullarındaki uyuşmazlıklar anlaşmanın önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor. Çin, Rusya'ya uygulanan yaptırımları delmeden, uygun fiyatlarla uzun vadeli bir alım garantisi almak istiyor. Rusya ise savaş ekonomisini finanse etmek için daha yüksek fiyat talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin-Rusya yakınlaşmasının bölgesel yansımaları, özellikle Hindistan açısından kritik. Yeni Delhi, Moskova ve Pekin arasındaki stratejik eksenin, kendisini Asya'da yalnızlaştırabileceğinden endişe ediyor. Özellikle Hindistan'ın Çin ile sınır anlaşmazlıklarının sürdüğü ve Rusya'nın Pakistan'a askeri teçhizat satışını artırdığı bir dönemde, iki ülkenin ortak tatbikatları ve BRICS benzeri platformlardaki koordinasyonu dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte ise bu işbirliği, Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımları etkisiz kılma potansiyeli taşıyor. Çin, Rus enerjisi ve hammaddeleri için alternatif bir pazar haline gelirken, teknolojik alandaki ortaklıklar Batılı şirketlerin Çin'e transferini kısıtlama çabalarını da aşındırabilir. Ancak boru hattı anlaşmasının gerçekleşmemesi, bu işbirliğinin sınırlarını da gösteriyor. Her iki ülke de kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutuyor ve zaman zaman çıkar çatışmaları yaşanabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ile enerji ve savunma alanlarında işbirliği yapan bir ülke olarak bu denklemin tam ortasında yer alıyor. Çin-Rusya işbirliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından yeni fırsatlar yaratabilir; özellikle Türkiye'nin bir enerji merkezi olma hedefi bağlamında, Rus gazının Avrupa'ya sevkiyatında alternatif bir rota olarak öne çıkması mümkün. Ancak Hindistan'daki endişelere benzer şekilde, Türkiye de bu işbirliğinin Batı ile ilişkilerini dengeleyip dengeleyemeyeceğini izlemek zorunda. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmama politikası, Türkiye'yi Moskova ve Pekin için önemli bir ortak haline getirse de, Batı'dan gelebilecek baskılara karşı dikkatli bir diplomasi yürütmesini gerektiriyor.