Çin'in önde gelen düşünce kuruluşlarından Çin Çağdaş Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (CICIR), Kuzey Atlantik Askeri İttifakı'nın Avrupa öncülüğünde Asya-Pasifik bölgesine yönelmesini "NATO 3.0" olarak tanımladığı bir rapor yayımladı. Raporda, bu hamlenin ne Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki derin stratejik uçurumu kapatabileceği ne de bölgesel barışa katkı sağlayacağı vurgulanıyor. CICIR'e göre, Soğuk Savaş sonrası NATO'nun dönüşüm sürecinde üçüncü aşamayı temsil eden bu genişleme, ittifakın Çin'e yönelik algısını giderek daha rekabetçi ve düşmanca bir zemine taşıyor.
Raporun arka planı ve temel bulgular
Pazartesi günü yayımlanan rapor, NATO'nun 2022'de yayımladığı Stratejik Konsept belgesinden bu yana ittifakın Çin'i sistemik bir rakip olarak tanımladığına dikkat çekiyor. CICIR, Avrupa kanadının Asya-Pasifik'te daha aktif rol almasının, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle koordinasyonu zorlaştıracağını ve Transatlantik ilişkilerde var olan yapısal sorunları derinleştireceğini öne sürüyor. Raporda, "NATO 3.0" kavramıyla özellikle Fransa ve Almanya gibi Avrupalı güçlerin, Asya-Pasifik'teki güvenlik mimarisini yeniden şekillendirme çabalarına atıfta bulunuluyor. Bu girişimler arasında Japon, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Kore gibi ülkelerle artan askeri işbirliği, ortak tatbikatların sıklaştırılması ve bölgede NATO irtibat ofislerinin açılması yer alıyor. CICIR, bu adımların Çin'i çevreleme amacı taşıdığını ve Asya-Pasifik'in halihazırda kırılgan olan güvenlik dengesini bozacağını savunuyor. Peking Üniversitesi Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi verilerine göre, 2018-2024 yılları arasında NATO üyesi savaş gemilerinin Güney Çin Denizi'ndeki varlığı yüzde 300 artmış durumda.
Bölgesel boyut: Asya-Pasifik'te yeni gerilimler mi?
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, Avrupa liderliğindeki NATO genişlemesinin aslında Washington'un bölgede başlattığı Çin karşıtı koalisyonun güçlendirilmesi anlamına geldiği yönündeki değerlendirme. CICIR, "NATO'nun Asya-Pasifik'e açılımı, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin bir sonucudur ve bu, bölgeyi Soğuk Savaş benzeri bir kutuplaşmaya sürükleyebilir" ifadelerini kullanıyor. Özellikle Avustralya'nın AUKUS çerçevesinde nükleer denizaltı filosu kurması, Japonya'nın NATO ile güvenlik işbirliği anlaşması imzalaması ve Güney Kore'nin NATO Siber Savunma Mükemmeliyet Merkezi'ne katılması, rapora göre Çin'in endişelerini haklı çıkarıyor. Asya-Pasifik ülkelerinin çoğu, ABD-Çin rekabetinin ortasında kalmamak için "her iki tarafla da iyi ilişkiler” stratejisi izlemeye çalışsa da, NATO'nun bölgeye doğrudan müdahil olması bu dengeyi bozabilir. Malezya ve Endonezya gibi ASEAN ülkeleri, kamuoyu önünde Çin'e karşı ittifaklara mesafeli yaklaşırken, özellikle Tayvan boğazındaki gerilimlerin artması halinde bölgesel bir krizin kaçınılmaz olabileceği uyarısı yapılıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamalarda, NATO'nun Avrupa-Atlantik bölgesinin dışına çıkmasını “sorumsuzluk” olarak nitelemiş ve bu adımların küresel güvenliği tehdit ettiğini belirtmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir müttefik konumundadır ve ittifakın Asya-Pasifik'e yönelmesi, Ankara'nın öncelikleriyle çelişebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Ortadoğu'da kendi güvenlik tehditleriyle uğraşırken, ittifakın kaynaklarını Asya-Pasifik'e kaydırması terörle mücadele ve Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği gibi konularda NATO'dan alınan desteği azaltabilir. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin Asya-Pasifik'te daha fazla sorumluluk üstlenmesi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimler gibi Avrupa'nın kendi içindeki güvenlik meselelerine daha az dikkat edilmesi riskini doğurabilir. Türk dış politika çevreleri, NATO'nun Asya-Pasifik'te Çin'i çevreleme stratejisinin, Türkiye'nin Çin ile artan ekonomik işbirliğini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.