Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, haziran ayında yoğun bir diplomasi trafiğine imza attı. Laos, Myanmar, Kamboçya, Bangladeş ve Belarus liderlerini Pekin'de ağırlayan Şi, ayrıca yılın ilk yurtdışı seyahati kapsamında Kuzey Kore'ye giderek 2019'dan bu yana ilk kez Pyongyang'ı ziyaret etti. Bu görüşmeler, Çin'in bölgesel ve küresel nüfuzunu genişletme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. 2026 yılı boyunca toplam 20 ulusal lider Pekin'de Şi ile bir araya geldi. Bu zirveler, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin yanı sıra ticaret ve güvenlik alanlarındaki iş birliğini derinleştirme amacını taşıyor.
Görüşmelerin Arka Planı ve Ana Gündem
Şi Cinping'in haziran ayındaki yoğun diplomasi takvimi, ülkesinin jeopolitik hedeflerini yansıtıyor. Laos, Myanmar ve Kamboçya gibi Mekong bölgesi ülkeleriyle yapılan görüşmelerde, Çin-ASEAN ilişkileri ve alt bölgesel kalkınma projeleri masaya yatırıldı. Bangladeş ile olan temas, Güney Asya'daki ticari bağları güçlendirirken, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile yapılan görüşme ise Çin'in Avrasya'daki stratejik ortaklık ağını genişletti. Tüm bu görüşmelerde, Çin'in altyapı yatırımları, ticaret hacmi artışı ve Ukrayna savaşı gibi küresel krizlerde ortak pozisyon belirleme gibi başlıklar öne çıktı.
Kuzey Kore ziyareti ise ayrı bir önem taşıyor. Şi Cinping'in 2019'dan sonra Pyongyang'a ilk kez gitmesi, iki ülke arasındaki stratejik dayanışmayı yeniden canlandırdı. Görüşmelerde ekonomik iş birliği ve Kore Yarımadası'nda barış süreci ele alındı. Uzmanlar, Çin'in Kuzey Kore üzerindeki etkisini sürdürme ve ABD'nin bölgedeki varlığına karşı denge oluşturma niyetinde olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in bu diplomatik hamleleri, Pekin'in küresel Güney'deki nüfuzunu artırma stratejisinin bir parçası. Özellikle ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik angajmanının arttığı bir dönemde, Şi'nin Güneydoğu Asya ülkeleriyle ilişkileri derinleştirmesi dikkat çekiyor. Öte yandan Belarus üzerinden Avrupa Birliği ve NATO'ya mesaj verilirken, Kuzey Kore ziyaretiyle de uluslararası yaptırımlara karşı alternatif bir blok oluşturma sinyali veriliyor. Bu ziyaretler, Çin'in Batı merkezli dünya düzenine alternatif bir model sunduğu iddiasını pekiştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Çin ile olan ticari ve diplomatik ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'nin kilit ülkelerinden biri olarak Çin'in Asya-Avrupa bağlantısındaki rolünü güçlendiriyor. Ancak Çin'in Kuzey Kore ve Belarus gibi yaptırım altındaki ülkelerle yakınlaşması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu zorlayabilir. Ayrıca Çin'in ASEAN ile artan ticareti, Türkiye'nin Asya pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir. Ankara, bu dengeleri gözeterek hem Pekin'le ekonomik iş birliğini sürdürmek hem de stratejik bağımsızlığını korumak durumunda.