ABD'nin hasım ülkeleri arasında giderek güçlenen gayriresmi iş birliği, Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemi tehdit eden yeni bir 'mihver' olarak nitelendiriliyor. Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'nin ortak çıkarlar etrafında şekillenen bu ittifakı, uzmanlar 'eksen' kavramından daha tehlikeli buluyor. Zira bu yapı, resmi bir anlaşmaya dayanmamasına rağmen, ABD ve müttefiklerine karşı koordineli eylemleri mümkün kılıyor. Stratejik rekabetin derinleştiği bir dönemde, bu informal blokun yükselişi, uluslararası dengeleri yeniden tanımlama potansiyeli taşıyor.
Gayriresmi ittifakın yapısı
ABD karşıtı devletlerin oluşturduğu bu gayriresmi ağ, Soğuk Savaş'taki 'eksen' kavramından farklı olarak, resmi bir antlaşma ya da hiyerarşik bir yapıya dayanmıyor. Bunun yerine, ortak düşmanlık, yaptırımlara karşı direnç ve çok kutuplu dünya talebi etrafında şekillenen esnek bir iş birliği söz konusu. Rusya ve Çin'in askeri tatbikatlardan teknoloji transferine uzanan iş birliği, İran'ın drone ve balistik füze teknolojisini Rusya'ya sağlaması, Kuzey Kore'nin bu ağa silah ve istihbarat desteğiyle katılması, ittifakın somut boyutlarını oluşturuyor. Ayrıca, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlar, bu ülkelerin resmi zeminde bir araya gelmesini sağlayarak informal iş birliğini kurumsal bir zemine taşıyor.
Küresel boyut ve tehdit algısı
Bu informal ittifak, ABD ve Batı ittifakı için ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor. Özellikle, teknoloji transferi, enerji güvenliği ve askeri alandaki iş birliği, Batı yaptırımlarının etkinliğini zayıflatıyor. Rusya'nın Ukrayna savaşında Çin ve İran'dan aldığı destek, bu ittifakın ne denli somut sonuçlar doğurabildiğini gösterdi. Ayrıca, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'in yayılmacı politikaları, Orta Doğu'da İran'ın vekil güçler aracılığıyla etki alanını genişletmesi, bu informal blokun küresel yansımalarını oluşturuyor. Uzmanlar, ABD'nin bu yapıyla başa çıkmak için hem askeri caydırıcılığı artırması hem de diplomatik kanalları açık tutması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu informal ittifak karşısında hassas bir denge politikası izlemektedir. Bir yandan NATO üyesi olarak Batı ittifakının parçası olan Türkiye, diğer yandan Rusya ve İran ile enerji ve güvenlik alanında iş birliği geliştirmektedir. Bu durum, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde esnek bir manevra alanı oluşturmasına imkan tanırken, aynı zamanda Batı ile yaşadığı gerginlikleri de derinleştirme riski taşımaktadır. Özellikle S-400 hava savunma sistemi alımı ve Suriye'deki askeri operasyonlar, Ankara'nın bu informal blokla olan ilişkisinin somut yansımalarıdır. Türkiye'nin, kendi ulusal çıkarlarını korurken, bu ittifakın bölgesel istikrara etkilerini de göz önünde bulundurması gerekmektedir.