Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 12 Mart 2024 tarihinde Beijing’de Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud’u kabul etti. Görüşmede Wang Yi, Çin’in Ortadoğu’daki barış sürecine ve taraflar arasındaki müzakerelere verdiği güçlü desteği yinelerken, kırılgan ateşkes ortamında diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Çinli bakan, “Konuşmak kavgadan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir” ifadelerini kullanarak, bölgesel istikrarın ancak tarafların bir araya gelmesiyle mümkün olacağını belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Çin, son yıllarda Ortadoğu’da arabuluculuk rolünü artırma çabasında. Özellikle Suudi Arabistan ile İran arasında geçen yıl Beijing’de imzalanan normalleşme anlaşması, Çin’i bu bölgede önemli bir diplomatik aktör haline getirdi. Wang Yi’nin Suudi mevkidaşı ile görüşmesi, bu anlaşmanın ardından Çin’in bölgedeki diyalog zeminini koruma ve genişletme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Görüşmede ayrıca Gazze’deki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Filistin-İsrail çatışmasının çözümüne yönelik uluslararası girişimler de ele alındı. Prens Faysal, Suudi Arabistan’ın Çin’in bölgedeki yapıcı rolünü takdir ettiğini ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleştiğini ifade etti.
İki bakan, enerji güvenliği, ekonomik işbirliği ve ortak yatırımlar konularında da fikir alışverişinde bulundu. Çin, Suudi Arabistan’ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında 100 milyar doları aştı. Wang Yi, Çin’in Suudi Arabistan ile ilişkilerini “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamında daha da ileri taşımayı hedeflediğini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin’in Ortadoğu’daki diplomatik hamleleri, ABD’nin bölgedeki nüfuzuna alternatif bir denge unsuru olarak görülüyor. Wang Yi’nin Suudi mevkidaşı ile yaptığı görüşme, Pekin’in Arap dünyasında giderek daha fazla kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Özellikle Filistin meselesinde Çin’in son dönemde artan söylemi, bazı Arap ülkeleri tarafından olumlu karşılanıyor. Bununla birlikte, Çin’in bölgedeki pozisyonu henüz ABD’nin askeri ve diplomatik varlığı ile rekabet edecek düzeyde değil. Uzmanlar, Çin’in özellikle ekonomik bağlar ve enerji güvenliği üzerinden nüfuzunu artırdığını, ancak kriz yönetiminde ve güvenlik konularında henüz sınırlı bir rol oynadığını belirtiyor.
Görüşme ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı, Yemen krizi ve İran’ın nükleer programı gibi diğer bölgesel konularda da taraflar arasında koordinasyonun sürdüğüne işaret ediyor. Çin ve Suudi Arabistan, enerji piyasalarının istikrarı ve OPEC+ içindeki işbirliği konularında da ortak çıkarlara sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Suudi Arabistan yakınlaşması, Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından önemli bir gelişmedir. Ankara, son yıllarda hem Suudi Arabistan hem de Çin ile ilişkilerini geliştirme çabası içinde. Çin’in bölgede artan diplomatik varlığı, Türkiye’nin özellikle Körfez ülkeleriyle olan ticari ve siyasi ilişkilerine doğrudan etki etmese de, Çin’in Kuşak ve Yol girişimi ile Türkiye’nin Orta Koridor projesi arasındaki rekabet ve işbirliği dinamiklerini etkileyebilir. Ayrıca, Çin’in Filistin meselesine artan ilgisi, Türkiye’nin bu konudaki geleneksel pozisyonu ile kısmi bir örtüşme gösterse de, Ankara’nın kendi arabuluculuk girişimlerini sürdürmesi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir.