Çin’in ham petrol ithalatı, ülkede aylardır süren düşüş trendinin ardından yeniden toparlanma sinyalleri veriyor. Pekin yönetimi, yakıt ihracatına getirilen kısıtlamaları hafifletirken rafineri üretim oranlarını yükseltiyor ve özellikle Orta Doğu’dan prompt (hızlı teslimatlı) ham petrol alımlarına yöneliyor. Analistler ve tüccarlar, Çin’in bu yılın ilerleyen döneminde yeniden stratejik petrol stoklamaya başlayacağını öngörüyor. Bu gelişmeler, küresel petrol piyasalarında arz talebi dengelerini değiştirirken ham petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Gelişmenin arka planı: Neden tam şimdi?
Çin, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumunda. Ancak 2023’ün ikinci yarısından itibaren ithalat hacmi belirgin şekilde azalmıştı. Bunun başlıca nedeni, Pekin’in yakıt ihracatını sınırlama kararı ve rafinerilerin zayıf marjlar nedeniyle üretimi kısmasıydı. Ayrıca stratejik rezervlerin yeterli seviyede olduğu değerlendirmesiyle stoklama ihtiyacı azalmıştı. Ancak son haftalarda hükümet, rafinerilere daha fazla ihracat kotası tahsis ederek sektörü canlandırmaya çalışıyor. Rafineri kullanım oranları yüzde 80’lerin üzerine çıkarken, Suudi Arabistan ve Irak gibi üreticilerden yapılan alımların arttığı bildiriliyor. Özellikle son iki ayda Ortadoğu’dan yapılan spot alımlardaki yükseliş, Çin’in hızlı tedarike yöneldiğini gösteriyor.
Stratejik stoklama ise daha geniş bir perspektifte değerlendiriliyor. Çin, 2020’de petrol fiyatlarının dibe vurduğu dönemde büyük miktarda ham petrol alarak rezervlerini doldurmuştu. O dönem 2.5 milyar varil civarında olduğu tahmin edilen stratejik rezervlerin, son iki yılda kısmen kullanıldığı düşünülüyor. Yeniden stoklamaya başlanması, Çin’in enerji güvenliğine verdiği önceliğin yanı sıra, küresel petrol fiyatlarındaki mevcut oynaklığın avantaja çevrilmesi olarak yorumlanabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Piyasalar ne beklemeli?
Çin’in petrol ithalatındaki bu canlanma, küresel petrol piyasalarında dikkatle izleniyor. Dünyanın en büyük ikinci petrol tüketicisi olan Çin’in talebindeki her değişim, fiyat oluşumunda belirleyici rol oynuyor. OPEC+ grubunun üretim kısıntılarını sürdürdüğü bir dönemde, Çin talebinin artması arz sıkışıklığı endişelerini beraberinde getirebilir. Analistler, Çin’in önümüzdeki aylarda günde 1 milyon varil ek talep yaratabileceğini hesaplıyor. Bu da Brent petrol fiyatlarının 90-100 dolar bandına yükselmesine neden olabilir. Bununla birlikte, küresel ekonomik yavaşlama ve ABD’deki talep zayıflığı, yükselişin sınırlı kalmasına yol açabilir.
Bölgesel olarak, Çin’in Orta Doğu’ya bağımlılığı artıyor. Ülke, Rusya’dan da önemli miktarda petrol ithal etse de, Suudi Arabistan ve Irak gibi üreticiler hala en büyük tedarikçiler. Çin’in ithalatındaki ivme, Suudi Arabistan’ın Asya pazarındaki fiyatlandırma stratejisini etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması, Çin’in İran petrolüne erişimini kısıtlayabileceğinden, Pekin’in diğer kaynaklara yönelmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in petrol talebindeki artış, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet artışı riski taşıyor. Türkiye, yıllık yaklaşık 30 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz ithalatı yaparken, uluslararası fiyatlardaki her 10 dolarlık varil başına artış, cari açığı 3-4 milyar dolar büyütebilir. Çin’in talep toparlanması, OPEC+’nın arz kısıtlamalarıyla birleştiğinde petrol fiyatlarını yukarı iterek Türkiye’nin enerji maliyetini artırabilir. Bununla birlikte, Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma politikaları, bu tür dış şoklara karşı kırılganlığı azaltmak açısından önem kazanıyor. Ayrıca, Rusya’dan yapılan indirimli petrol alımları, Türkiye’nin kısa vadede fiyat baskısını hafifletebilir.