Çin Havacılık ve Uzay Bilimleri Kurumu (CASC), geçtiğimiz hafta yayımladığı bir afişle, denizaltından balistik füze (SLBM) denemesini İkinci Çin-Japon Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen Marco Polo Köprüsü Olayı’na (1937) atıfla ilişkilendirdi. Afişte, füzenin yörüngesiyle birlikte köprünün sembolik kullanımı, Pekin’in tarihsel hafızasını canlı tutma ve bölgesel caydırıcılık mesajı verme çabası olarak yorumlandı. CASC, devlete ait bir savunma sanayii kuruluşu olarak bu tür görsellerle Çin’in askeri modernizasyonunu ve egemenlik vurgusunu ön plana çıkarıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Marco Polo Köprüsü Olayı, 7 Temmuz 1937’de Pekin yakınlarındaki bu köprüde Çin ve Japon askerleri arasında çıkan çatışmayla başlamış ve tam ölçekli savaşa dönüşmüştü. Çin, bu olayı “ulusal utanç” olarak nitelendirir ve her yıl anma törenleri düzenler. CASC’nin afişindeki SLBM, JL-3 tipi kıtalararası balistik füze olarak tanımlandı; bu füze, Type 096 nükleer denizaltılarından fırlatılabiliyor ve 12.000 km menzile sahip. Çin, son yıllarda nükleer caydırıcılık kapasitesini artırırken, bu tür sembolik hamlelerle Japonya ve ABD’ye yönelik güç gösterisini sürdürüyor.
Uzmanlar, afişin zamanlamasını da dikkat çekici buluyor. Füze denemesi, Japonya’nın savunma bütçesini artırdığı ve ABD ile ortak askeri tatbikatlar yaptığı bir döneme denk geldi. Ayrıca Çin, Tayvan üzerindeki iddialarını sık sık vurgularken, bu tür mesajlar bölgedeki tansiyonu yükseltebilir. CASC, geçmişte de benzer afişlerle “milli gurur” ve “tarihsel dersler” temalarını işlemişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin’in bu hamlesi, Asya-Pasifik’teki güç dengesi açısından kritik. ABD, Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ın oluşturduğu ittifaklara karşı Çin, nükleer ve konvansiyonel kabiliyetlerini sergiliyor. Uzun menzilli SLBM’ler, ikinci vuruş kapasitesi sağlayarak Çin’in nükleer caydırıcılığının temelini oluşturuyor. Bu deneme, aynı zamanda Çin’in denizaltı filosunun teknolojik ilerlemesini ve Pasifik’teki varlığını artırma niyetini gösteriyor.
Ancak bu tür açık tarihsel referanslar, bölge ülkelerinde endişe yaratıyor. Japonya, Çin’in askerileşmesine karşı tedbirlerini artırırken, ABD de Hint-Pasifik stratejisi çerçevesinde müttefikleriyle işbirliğini derinleştiriyor. Afişteki “asla unutma, asla affetme” imaları, Çin’in geçmiş işgallere karşı refleksini canlı tuttuğunu ve gelecekteki karşılaşmalarda gücünü kullanmaktan çekinmeyeceğini ima ediyor. Bu durum, özellikle Tayvan Boğazı’nda krize yol açabilecek bir durum.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, bu gelişme küresel güç mücadelelerinin bir parçası. Çin-ABD rekabeti, Türkiye’nin Asya’daki ekonomik ve diplomatik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Çin ile işbirliği arayan bir ülke olarak dengeli bir pozisyon izliyor. Çin’in nükleer caydırıcılık hamleleri, bölgesel istikrarı bozduğu takdirde Türkiye’nin enerji ve ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, tarihsel olarak Asya’daki krizlerden etkilenmiş bir ülke olarak, bu tür gerilimleri yakından izlemek durumunda.