Kuveyt ordusu, ülkeye yönelik 'düşmanca saldırılar' ile karşı karşıya olduğunu açıklarken, komşu Bahreyn'de hava saldırısı sirenlerinin çalması Körfez bölgesinde gerilimi tırmandırdı. Kuveyt Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 'saldırıların püskürtüldüğü' ve ordunun ‘tüm gücüyle’ karşılık verdiği belirtildi, ancak saldırıların kaynağına ilişkin ayrıntı verilmedi. Bahreyn'de ise başkent Manama başta olmak üzere çeşitli bölgelerde hava saldırısı sirenlerinin duyulduğu, ancak herhangi bir füze veya insansız hava aracı düştüğüne dair resmi bir teyit bulunmadığı öğrenildi. Bölge ülkeleri, İran ile ABD arasında yaşanan gerginliklerin bir yansıması olarak görülen bu gelişmeler karşısında alarm durumuna geçti.
Gelişmenin arka planı
Kuveyt ordusunun açıklaması, ülkede herhangi bir büyük çatışma haberi olmaksızın ani bir duyuru olarak geldi. Yerel medya, saldırıların siber saldırı mı yoksa fiziksel saldırı mı olduğu konusunda net bilgiye ulaşamadı. Kuveyt hükümetine yakın kaynaklar, ordunun ‘hava sahasını ihlal eden insansız hava araçlarına karşı’ önlem aldığını, ancak bunun ‘düşmanca’ olarak nitelendirilmesinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Bahreyn'deki sirenler ise, ülkenin Suudi Arabistan'a bağlanan Kral Fahd Köprüsü yakınlarında duyuldu; vatandaşlar sosyal medyada siren seslerini paylaşırken, Bahreyn İçişleri Bakanlığı ‘askeri bir tatbikat’ yapıldığı yönünde bir açıklama yaparak paniği yatıştırmaya çalıştı. Ancak tatbikatın önceden duyurulmaması şüphe uyandırdı. Bölgede son haftalarda İran destekli milislerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik füze ve İHA saldırıları artmış, Yemen'deki Husilerin İsrail'e ait hedefleri vurma tehditleri gündeme gelmişti.
Kuveyt, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi olarak tarihsel olarak daha ılımlı bir dış politika izlemiş, Irak'ın 1990 işgali dışında doğrudan askeri tehditlerle karşılaşmamıştı. Bahreyn ise İran'ın Şii nüfusu üzerindeki etkisi nedeniyle hassas bir ülke; 2011 Arap Baharı sırasında Suudi Arabistan öncülüğünde müdahale edilmişti. Bu son gelişmeler, bölgedeki güvenlik açığının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Kuveyt ve Bahreyn'de yaşanan bu olaylar, İran ile ABD arasında süren nükleer müzakerelerin kilitlenmesi ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki rekabetin yeniden alevlenmesi bağlamında değerlendiriliyor. İran'ın bölgedeki vekil güçleri, özellikle Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Haşdi Şabi, Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik saldırılarını artırmış durumda. Husiler, 2024 başında Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırmış, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri üsleri hedef almıştı. Benzer bir tehdidin Kuveyt ve Bahreyn'e sıçraması, bölgede yeni bir çatışma hattı açılması riskini beraberinde getiriyor.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Suudi Arabistan ve İsrail'i kapsayan bir savunma ittifakı kurmaya çalışırken, İran'ın nükleer programına karşı diplomatik çözüm arayışları sürüyor. Ancak bu son gelişmeler, diplomasinin yanı sıra askeri caydırıcılığın da ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Özellikle Çin'in bölgede artan etkisi, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle enerji politikalarında oynadığı rol, Körfez'deki gerilimi küresel bir boyuta taşıyor. Kuveyt ve Bahreyn gibi küçük ama stratejik ülkeler, büyük güçler arasındaki rekabetin sahnesine dönüşebilir.
Bölge ülkeleri, bir yandan ekonomik kalkınma projelerine odaklanırken, diğer yandan askeri harcamaları artırıyor. Kuveyt, ABD'den Patriot savunma sistemleri tedarik ederken, Bahreyn de Beşinci Filo'ya ev sahipliği yaparak ABD donanması ile işbirliğini derinleştiriyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Körfez bölgesiyle olan ticari ve diplomatik ilişkileri açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'ye yansımaları olabilir. Suudi Arabistan ve BAE ile son yıllarda normalleşen ilişkiler, İran'la yaşanan gerilimlerin gölgesinde kalabilir. Ayrıca Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerle artan enerji işbirliği ve savunma sanayii ortaklıkları, çatışma ortamında sekteye uğrayabilir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Suriye'de olduğu gibi Körfez'de de itidalli bir duruş sergileyerek hem İran'ı hem de Suudi Arabistan'ı dengelemeye çalışıyor. Ancak İran’ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetleri, Türkiye’nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından uzun vadede risk oluşturabilir.