ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları, bu hafta itibarıyla daha önce hedef alınmamış stratejik noktalara ulaşarak geniş bir yayılım gösterdi. Saldırılar, ilk kez İran'ın başkenti Tahran çevresindeki bölgeleri de vururken, Bahreyn ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri de İran'dan atılan füzelerin hedefi oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, "İran'ın askeri altyapısını hedef alan operasyonların kapsamı genişletilmiştir" denildi. ABD'nin Irak'taki hava üssünden kalkan savaş uçakları, İran'ın batısındaki Kirmanşah eyaletinden başlayarak Tahran'ın güney banliyölerine kadar uzanan bir hat üzerinde en az 15 köprüyü imha etti.
Gelişmenin Arka Planı: İran Füzeleri Körfez'i Hedef Aldı
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hava-Uzay Kuvvetleri, ABD saldırılarına yanıt olarak Bahreyn'deki ABD Deniz Kuvvetleri üssüne ve Kuveyt'teki El-Caber Hava Üssü'ne balistik füzeler fırlattı. Bahreyn'deki füze saldırısında 3 sivil hayatını kaybederken, 12 kişi yaralandı. Kuveyt'te ise füze savunma sistemleri devreye girse de bir alışveriş merkezinin yakınına düşen parçalar en az 5 kişinin yaralanmasına neden oldu. İran devlet televizyonu, saldırıların "ABD'nin İran topraklarına yönelik provokasyonlarına karşı meşru müdafaa" olduğunu duyurdu. Bu gelişme, iki ülke arasındaki gerilimin 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana en tehlikeli seviyeye ulaştığını gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırılarla ilgili olarak "İran'ın nükleer programını durdurmak ve bölgesel istikrarı sağlamak için gerekli tüm adımları atıyoruz" dedi. Ancak İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektupta, "ABD'nin saldırıları uluslararası hukukun açık ihlalidir" ifadesini kullandı. Almanya ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, tarafları itidal çağrısı yaparken, Rusya "bölgesel bir savaşın eşiğinde olduğumuzu" belirtti.
Bölgesel Boyut: Körfez Ülkeleri Artan Tehdit Altında
Bahreyn ve Kuveyt'in İran füzelerinin hedefi haline gelmesi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin savunma kalkanlarını sorgulamasına yol açtı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, kendi hava savunma sistemlerini acil olarak devreye sokarken, Bahreyn yönetimi ülkedeki ABD varlığının artırılmasını talep etti. ABD Savunma Bakanlığı, Patriot ve THAAD bataryalarının bölgeye sevk edildiğini açıkladı. Orijinal haberde belirtildiği gibi, İran'ın başkenti çevresindeki hedeflerin vurulması, ABD'nin "kapsamlı bir askeri strateji" izlediğini gösteriyor. Tahran Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof. Dr. Muhammed Rıza Dehgani, "Bu saldırılar, İran'ın nükleer tesislerinin de sıradaki hedef olabileceği endişesini doğuruyor" yorumunu yaptı.
Öte yandan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Bölgenin bir uçurumun kenarında olduğunu" belirterek taraflara acil ateşkes çağrısı yaptı. Ancak ABD ve İran arasındaki karşılıklı suçlamalar, diplomasi umutlarını azaltıyor. İran Meclisi, ABD'ye karşı "sert bir misilleme" için hükümete yetki veren bir tasarıyı ivedilikle görüşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin Körfez'e sıçraması, Türkiye için kritik bir mesele haline geliyor. Türkiye, bölgedeki enerji hatlarının güvenliği ve Irak üzerinden ticareti doğrudan etkileyebilecek bir çatışma riskiyle karşı karşıya. Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik füze saldırıları, Türkiye'nin Katar'daki askeri üssü ve Körfez'deki ekonomik çıkarlarını da tehdit ediyor. Ayrıca, İran'ın vurulan köprüleri, Türkiye-İran ticaret yollarını etkileyebilir. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini dengelerken diğer yandan İran ile sınır komşusu olmanın getirdiği güvenlik risklerini yönetmek zorunda. Diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin bu krizde arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığını ancak tansiyonun yükselmesiyle seçeneklerinin daraldığını belirtiyor. Orta Doğu'daki bu yeni çatışma hattı, Türkiye'nin bölgesel politikalarını yeniden şekillendirmesini gerektirebilir.