Çin Halk Cumhuriyeti, Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro Jr.'a yönelik yaptırım kararı alarak bölgede yeni bir diplomatik gerilime yol açtı. Pekin yönetimi, bu adımının gerekçesi olarak Teodoro'nun Güney Çin Denizi'ndeki Çin haklarına yönelik "saldırgan ve hukuk dışı" açıklamalarını gösterdi. Ancak uluslararası uzmanlara göre Çin, bu yaptırımla aslında Japonya'nın tarihsel geçmişini kullanarak Manila'nın bölgesel hak iddialarını zayıflatmayı hedefliyor. Karar, özellikle Japonya ile Filipinler arasında son dönemde artan güvenlik iş birliğinin ardından geldi. Tokyo ve Manila, Güney Çin Denizi'nde ortak askeri tatbikatlar ve savunma anlaşmaları imzalayarak iş birliğini derinleştirmişti. Pekin'in bu hamlesi, bölgedeki ittifak dinamiklerini yeniden şekillendirebilir.
Gelişmenin Arka Planı
Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro Jr., geçtiğimiz aylarda düzenlediği basın toplantısında Çin'in İkinci Thomas Resifi'ndeki (Ayungin Resifi) faaliyetlerini kınayarak Manila'nın bu bölgedeki egemenlik haklarını savunacağını ifade etmişti. Teodoro'nun bu açıklamaları, Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından "provokasyon" olarak nitelendirildi. Çin, kısa süre sonra Bakan Teodoro da dahil olmak üzere Filipinli yetkililere yaptırım uygulayacağını duyurdu. Yaptırımların kapsamı net olarak açıklanmasa da, Çin'deki mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarını içerdiği tahmin ediliyor.
Uzmanlar, Çin'in bu yaptırım kararında Japonya faktörünün önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Pekin, İkinci Dünya Savaşı döneminde Japonya'nın Filipinler'de işlediği savaş suçlarını sık sık gündeme getirerek Tokyo-Manila iş birliğini zayıflatmaya çalışıyor. Asya merkezli bir düşünce kuruluşundan analist Li Wei, "Çin, Japonya'nın tarihsel saldırganlığını hatırlatarak Filipinler'in Tokyo ile yakınlaşmasının kendi çıkarlarına aykırı olduğunu ima ediyor. Bu, bölgesel bir psikolojik savaş taktiği" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak kabul ediliyor. Çin, bu bölgenin neredeyse tamamı üzerinde hak iddia ederken, Filipinler, Vietnam, Malezya ve Brunei gibi ülkeler de bölgede egemenlik talebinde bulunuyor. 2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in "dokuz çizgi" iddiasının hukuki dayanağı olmadığına hükmetmişti. Ancak Çin bu kararı tanımadığını açıklamıştı.
Son dönemde Filipinler, Japonya ile savunma iş birliğini artırarak Çin'e karşı dengeli bir pozisyon almaya çalışıyor. İki ülke, geçen yıl karşılıklı savunma anlaşması imzalayarak ortak askeri tatbikatları genişletmişti. Japonya ayrıca Filipinler'e kıyı gözetleme radar sistemleri ve devriye botları tedarik ediyor. Tokyo yönetimi, Çin'in yaptırım kararını "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, Manila'nın yanında olduğunu vurguladı.
ABD de bölgedeki müttefiklerine destek mesajı verdi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Çin'in Filipinler'e yönelik bu tür baskıları, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. ABD, Filipinler ile olan savunma taahhütlerine bağlıdır" denildi. Bu gelişmeler, Çin'in baskısına rağmen Manila'nın uluslararası desteğini koruduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, Çin'in yaptırımlarının uzun vadede Filipinler'in ekonomik çıkarlarını etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Çin, Filipinler'in en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gerilim, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel tedarik zincirleri ve deniz ticareti güvenliği açısından önem taşıyor. Bölgede yaşanacak bir çatışma, Asya-Pasifik'ten Avrupa'ya uzanan deniz yollarını etkileyebilir. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken, aynı zamanda ABD ve Japonya ile de stratejik ortaklıklar yürütüyor. Bu kriz, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasında dengeyi korumasını gerektirebilir. Ayrıca, Güney Çin Denizi'ndeki hukuki uyuşmazlıkların uluslararası hukuka saygıyla çözülmesi, benzer sorunlar yaşayan Doğu Akdeniz için de emsal teşkil edebilir.