Çin ekonomisi, 2025 yılının ilk çeyreğinde beklenenden keskin bir yavaşlama kaydederek hükümetin yıllık büyüme hedefini karşılamaktan uzak kaldı. Resmi verilere göre Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) geçen yılın aynı dönemine kıyasla yalnızca yüzde 4,2 oranında büyüdü; bu rakam, Pekin'in yüzde 5,5 civarındaki hedefinin oldukça altında. Ekonomistler, büyümedeki bu sert düşüşün arkasında iç talepteki zayıflama ve İran'daki savaşın küresel petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskısının yattığını belirtiyor. Çin resmi istatistik kurumu tarafından yayımlanan veriler, ülkenin ihracat sektörünün güçlü performansına rağmen ekonomik momentumun kaybedildiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: İç talep krizi ve petrole bağımlılık
Çin ekonomisi, son yıllarda yavaşlayan büyüme hızına rağmen küresel tedarik zincirlerindeki kritik rolü sayesinde ihracatını artırmayı başarmıştı. Ancak iç talebin daralması üretim fazlasına yol açarken, emlak sektöründeki krizin sürekliliği ve tüketici güvenindeki erozyon, yurt içi harcamaları olumsuz etkiledi. Özellikle genç nüfus arasında yüksek işsizlik oranları, tüketimin canlanmasını engelliyor. Öte yandan İran'daki çatışmaların tırmanması, enerji fiyatlarını küresel ölçekte artırarak enflasyonist baskıları körükledi. Çin, büyük ölçüde ithal petrole bağımlı olduğu için bu artış, enerji maliyetlerini doğrudan yükseltti. İşletmeler artan maliyetleri karşılamakta zorlanırken, bu durum yatırım kararlarını da erteledi. Merkez Bankası, faiz indirimleri ve teşvik paketleriyle ekonomiyi desteklemeye çalışsa da, mevcut koşullar altında bu adımların etkisi sınırlı kalıyor.
İhracat rakamları yüzde 8,7'lik bir artışla yüz güldürücü olsa da, bu başarı dış talebin nispeten güçlü olduğu bazı sektörlerle sınırlı. Özellikle yarı iletkenler, elektrikli araç bataryaları ve sanayi makineleri ihracatı büyümeye katkı sağladı. Ancak analistler, süregelen ticaret gerilimleri ve ABD-Çin ticaret savaşının yeniden alevlenme riskinin, ihracat kalemini kırılgan hale getirdiğini vurguluyor. Ayrıca İran çatışması, Basra Körfezi'ndeki nakliye yollarını tehdit ederek küresel ticaret maliyetlerini artırıyor ve enerji yoğun endüstrilerde daralmaya neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran savaşının yankıları
İran'daki savaş, sadece Çin'i değil, Asya-Pasifik bölgesindeki birçok ekonomiyi etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi enerji ithalatçısı ülkelerde cari açıkların büyümesine yol açıyor. Çin'in yavaşlaması, küresel ticaret akışlarını da sekteye uğratıyor. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve pek çok ülkenin ana ticaret ortağı olduğundan, buradaki talep daralması küresel büyüme beklentilerini aşağı çekiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin'in yavaşlamasının küresel GSYİH'yi yüzde 0,4 oranında düşürebileceğini tahmin ediyor. Bunun yanında İran savaşı, bölgesel güvenlik gerilimlerini artırarak yatırımcı güvenini zedeliyor ve gelişen piyasalara sermaye çıkışına neden oluyor. Çin, bu krizde arabulucu rolü oynamaya çalışıyor, ancak enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar konularında kendi çıkarlarını korumakta zorlanıyor. Ayrıca Çin'in İran ve Rusya ile yakın ilişkileri, Batı'nın Çin'e yönelik yaptırım baskılarını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki bu yavaşlama, Türkiye için karmaşık bir tablo çiziyor. Bir taraftan Çin'den yapılan ithalatın maliyeti düşebilir ve Türkiye'nin ihracatı için Asya pazarında fırsatlar doğabilir. Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve tarım ürünlerinde Türk firmaları Çin'deki üretim boşluğundan yararlanabilir. Ancak diğer taraftan, Çin yavaşlaması küresel büyümeyi olumsuz etkileyerek Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Ayrıca yükselen enerji fiyatları, cari açık sorunu yaşayan Türkiye'yi zorlayabilir. Jeopolitik olarak İran savaşının Türkiye'ye doğrudan sınır komşusu olması nedeniyle enerji güvenliği ve bölgesel istikrar riskleri artmaktadır. Çin'in arabulucu rolü, Türkiye'nin bölgesel politikalarıyla çelişebilir veya örtüşebilir; bu nedenle gelişmeler yakından izlenmelidir.