Zambiya hükümeti, küresel insan hakları topluluğunun en önemli etkinliklerinden biri olan RightsCon zirvesini iptal ederek uluslararası alanda şaşkınlık yarattı. Kararın ardında yalnızca Çin'in artan baskısı değil, aynı zamanda ülkenin demokratik standartlarındaki belirgin gerileme de yatıyor. 2021'de demokrasi vaadiyle iktidara gelen Devlet Başkanı Hakainde Hichilema yönetimi, vaatlerinin aksine sivil alanı daraltıyor ve muhalif sesleri susturuyor. RightsCon'un iptali, bu eğilimin en son örneği olarak öne çıkıyor.
RightsCon Zirvesi ve İptal Kararının Arka Planı
RightsCon, her yıl düzenlenen ve dijital haklar, ifade özgürlüğü, gizlilik gibi konuların ele alındığı küresel bir insan hakları konferansıdır. 2024 yılı için Zambiya'nın başkenti Lusaka'da yapılması planlanan etkinlik, yerel sivil toplum örgütleri tarafından büyük bir heyecanla bekleniyordu. Ancak Zambiya hükümeti, beklenmedik bir şekilde zirveyi iptal ettiğini duyurdu. Resmi gerekçe olarak "lojistik sorunlar" gösterilse de, gözlemciler bu kararın ardında Çin'in etkisi olduğunu düşünüyor. Zambiya, Çin'in Afrika'daki en büyük borçlu ülkelerinden biri ve Pekin, ülke üzerinde önemli bir ekonomik nüfuza sahip. RightsCon'da Çin'in insan hakları ihlallerinin eleştirilmesi bekleniyordu; bu da Pekin'i rahatsız etmiş olabilir.
Ancak uzmanlar, bu kararın sadece dış baskıyla açıklanamayacağını belirtiyor. Hichilema yönetimi, seçim vaatlerinin aksine, medya özgürlüğünü kısıtlama, muhalif gazetecileri tutuklama ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini zorlaştırma gibi uygulamalarla giderek otoriterleşiyor. RightsCon'un iptali, bu içe dönük baskıcı politikaların bir yansıması olarak da yorumlanıyor. Zambiya, 1991'den beri çok partili seçimlere sahip olmasına rağmen, demokratik kurumların zayıflığı ve yolsuzluk, ülkenin siyasi istikrarını tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zambiya'daki bu gelişme, Afrika kıtasında yükselen otoriterleşme ve dış güçlerin etkisi bağlamında önemli bir örnek teşkil ediyor. Çin, Afrika ülkelerine yaptığı yatırımlar ve verdiği krediler karşılığında siyasi nüfuzunu artırıyor. Pekin, genellikle insan hakları eleştirilerini "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor ve bu ülkelerin uluslararası platformlarda Çin aleyhine konuşmasını engelliyor. Zambiya'nın bu kararı, Çin'in Afrika'daki yumuşak gücünün bir göstergesi. Ancak aynı zamanda, küresel demokrasi endekslerinde alt sıralarda yer alan Zambiya gibi ülkelerin, kendi demokratik zaafları nedeniyle dış baskılara daha açık hale geldiği de görülüyor. RightsCon'un iptali, uluslararası toplumun Afrika'da insan hakları ve demokrasi konusunda daha etkin bir duruş sergilemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasında son yıllarda artan bir ekonomik ve diplomatik varlık gösteriyor. Zambiya ile Türkiye arasında ticaret hacmi sınırlı olsa da, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında kıtadaki insan hakları ve demokrasi gelişmelerini yakından takip etmesi önem taşıyor. Zambiya'daki bu durum, Afrika'da artan Çin etkisi ve yerel demokratik gerileme bağlamında, Türkiye'nin kıtadaki politikalarının gözden geçirilmesi için bir fırsat sunuyor. Türkiye, hem Çin ile rekabet hem de kendi demokratik değerleri ile Afrika ülkeleriyle ilişkileri arasında bir denge kurmak zorunda. Bu olay, Türk dış politikasının Afrika'da insan hakları ve sivil toplumu destekleyen bir profil çizmesi açısından bir uyarı niteliği taşıyor.