Çin Halk Cumhuriyeti, artan askeri kapasitesinin küresel barışa hizmet ettiği yönündeki açıklamalarını sürdürürken, Avustralya merkezli Lowy Enstitüsü'nün hazırladığı bir rapor, Pekin'in uzun menzilli ve hipersonik silah stokunun Avustralya'ya doğrudan füze saldırısı düzenleme kapasitesine ulaştığını ve bu tehdidin giderek büyüdüğünü ortaya koydu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, haftalık basın toplantısında, "Askeri gücümüzü artırmamız, ulusal egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü korumak içindir; bu, bölgesel ve küresel istikrara katkıda bulunur" dedi. Ancak Lowy Enstitüsü'nün analizi, Çin'in füze yeteneklerinin Pasifik bölgesindeki güç dengesini değiştirdiğini ve Avustralya'nın güvenlik hesaplamalarında ciddi bir faktör haline geldiğini belirtiyor.
Artan askeri yığınağın ardındaki strateji
Çin, son on yılda savunma bütçesini düzenli olarak artırdı. 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 1.4 trilyon yuan (195 milyar dolar) seviyesine ulaşan bu bütçe, Pekin'in donanma ve füze teknolojilerindeki yatırımlarını yoğunlaştırdığına işaret ediyor. Lowy Enstitüsü raporu, Çin'in hipersonik araçlar ve DF-41 gibi kıtalararası balistik füzeler geliştirdiğini, bu silahların menzilinin Avustralya'nın kuzey kıyılarına ulaşabileceğini doğruluyor. Uzmanlar, Çin'in bu kapasiteyi sadece bir caydırıcılık aracı olarak değil, aynı zamanda Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi stratejik konularda elini güçlendirmek için kullandığını belirtiyor. Pekin, askeri büyümesinin "savunma odaklı" olduğunu savunsa da, komşu ülkeler endişeli. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, savunma bütçelerini artırma kararı aldıklarını ve AUKUS paktı kapsamında nükleer denizaltılar edinmeye hazırlandıklarını açıkladı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çin'in askeri modernizasyonu, sadece Avustralya için değil, tüm Hint-Pasifik bölgesi için bir güvenlik sorunu oluşturuyor. ABD, Japonya ve Hindistan gibi ülkeler, Çin'in artan nüfuzuna karşı dörtlü güvenlik diyaloğu (Quad) gibi mekanizmaları güçlendiriyor. Öte yandan, Çin'in barış söylemiyle fiili askeri yığınağı arasındaki çelişki, uluslararası toplumda güven bunalımı yaratıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan Çin, kriz yönetimi ve barışı koruma operasyonlarına katkıda bulunduğunu vurgulasa da, silahlanma yarışı endişeleri artıyor. Lowy raporu, Çin'in hipersonik füzelerinin mevcut savunma sistemlerini aşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, Avustralya'nın füze savunma sistemlerini geliştirme çabalarını hızlandırmasına yol açtı. Uzmanlara göre, Çin'in askeri büyümesi, bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendirirken, ABD'nin müttefikleri arasındaki dayanışmayı da güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in askeri gücündeki artış, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Avrasya güvenlik mimarisini dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakının bir parçası; Çin'in yükselişi, ittifakın Asya-Pasifik'e odaklanmasını derinleştiriyor. Bu durum, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki çıkarları için NATO kaynaklarının yön değiştirmesi riskini doğurabilir. Öte yandan, Çin ile ekonomik ilişkileri geliştiren Türkiye, İpek Yolu projelerinde iş birliği yaparken, savunma alanında denge politikası izlemek zorunda. Çin'in hipersonik füze teknolojisi, Türkiye'nin füze savunma sistemleri ve milli teknoloji hamlesi açısından bir referans noktası oluşturuyor. Ancak doğrudan bir tehdit söz konusu olmasa da, küresel silahlanma yarışının Türkiye'nin savunma bütçesi ve caydırıcılık stratejisi üzerinde etkileri olabilir.