Çin, geçtiğimiz yıl başlattığı yeni ticaret politikasıyla birçok Afrika ülkesinden ithal edilen ürünlere gümrük vergisi muafiyeti getirdi. Bu adım, kıtanın uzun süredir hayalini kurduğu sanayileşme ve ihracat çeşitlendirmesi hedefleri açısından umut verici olsa da, ticaretteki yapısal dengesizlikler ve katma değer sorunu devam ediyor. Peki bu açılımdan en çok kim kazançlı çıkıyor?
Gelişmenin arka planı: Gümrüksüz erişim ve kapsamı
Çin Hükümeti, 2024 yılının başında yürürlüğe koyduğu düzenlemeyle, Afrika ülkelerinden yapılan belirli tarım ürünleri, ham maddeler ve işlenmiş gıdalar üzerindeki gümrük vergilerini sıfırladı. Bu uygulama, Çin ile diplomatik ilişkileri bulunan ve Afrika Birliği üyesi olan tüm ülkeleri kapsıyor. Pekin yönetimi, bu adımın Afrika'nın katma değerli ihracatını artırmasına ve Çin-Afrika ticaret hacmini 300 milyar dolara çıkarmasına yardımcı olmasını bekliyor.
Uzmanlara göre, vergi muafiyeti özellikle tarım ürünleri, tekstil ve hafif sanayi mallarında etkili olacak. Örneğin, Kenya'dan çay, Etiyopya'dan kahve, Gana'dan kakao ve Güney Afrika'dan meyve ihracatçıları Çin pazarında rekabet avantajı elde edecek. Ancak işlenmiş ürünlerdeki standartlar ve lojistik maliyetler, potansiyel faydayı sınırlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Dengesizliğin sürmesi
Çin, Afrika'nın en büyük ticaret ortağı konumunda. 2023 yılında iki taraf arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 282 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ancak bu ticaretin yapısı dengesiz: Çin, Afrika'dan ağırlıklı olarak petrol, bakır, demir cevheri gibi ham maddeler ithal ederken, karşılığında makine, elektronik ve tüketim malları ihraç ediyor. Yeni gümrük muafiyeti bu dengesizliği kısa vadede düzeltmeye yetmeyebilir.
Afrika ülkeleri, işlenmiş ürün ihracatını artırmak için yatırım ve teknoloji transferine ihtiyaç duyuyor. Çin'in Afrika'ya yaptığı doğrudan yatırımlar son yıllarda artsa da, çoğunlukla altyapı ve madencilik sektörlerinde yoğunlaşıyor. Sanayi üretimi ve gıda işleme tesislerine yönelik yatırımlar ise sınırlı kalıyor. Bu durum, birçok Afrika ülkesinin Çin'e ham madde ihraç edip işlenmiş ürün ithal etmeye devam etmesine yol açıyor.
Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, Afrika kıtasının küresel ticaretteki payı yüzde 3'ün altında ve ihracatının yüzde 80'inden fazlasını ham maddeler oluşturuyor. Gümrük muafiyeti, kıtanın bu yapısal sorununu çözmek için tek başına yeterli değil. Bunun için altyapı, lojistik, teknoloji ve insan kaynağına yönelik kapsamlı yatırımlar gerekiyor.
Uzmanlar, Çin'in bu hamlesinin aynı zamanda jeopolitik bir boyutu olduğuna dikkat çekiyor. Pekin, Batılı ülkelerin Afrika'ya yönelik artan ilgisi karşısında nüfuzunu korumak ve genişletmek istiyor. Gümrüksüz erişim, Çin'in Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme stratejisinin bir parçası. Ancak bu stratejinin başarılı olup olmayacağı, Afrikalı ortakların elde ettiği somut faydaya bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika ile ticaretini son yıllarda önemli ölçüde artırmış durumda. 2023'te 40 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi, Çin'in gerisinde kalsa da büyüme ivmesi yüksek. Çin'in gümrük muafiyeti, Türkiye'nin Afrika pazarındaki rekabet gücünü dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle tekstil, gıda işleme ve tarım makineleri gibi sektörlerde Türk firmaları, Çin'in avantajlı fiyatlarıyla karşı karşıya kalabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Afrika ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları ve savunma sanayi işbirlikleri, bu rekabeti dengeleyebilir. Ankara'nın, Çin'in bu hamlesine yanıt olarak Afrika'daki ticaret ve yatırım stratejilerini gözden geçirmesi, özellikle katma değerli ürünlere odaklanması yerinde olacaktır.