Cibuti Sosyal İşler ve Dayanışma Bakanı Ouloufa Ismail Abdo, Yemen'deki iç savaştan kaçan mülteciler için uluslararası topluma acil yardım çağrısı yaptı. Bakan Abdo, ülkesinin artan mülteci akını karşısında kaynaklarının tükendiğini belirterek, insani krizin boyutlarına dikkat çekti. Cibuti, Yemen'e en yakın kıyı ülkelerinden biri olarak yıllardır Yemenli mültecilere ev sahipliği yapıyor.
Artan Mülteci Akını ve Cibuti'nin Sınırlı Kaynakları
Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden iç savaş, milyonlarca insanı yerinden etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 4 milyondan fazla Yemenli ülke içinde yerinden edilmiş durumda ve 1 milyondan fazlası da komşu ülkelere sığınmış durumda. Cibuti, coğrafi konumu nedeniyle bu mülteci akınından en çok etkilenen ülkelerden biri. Ülkedeki mülteci kamplarında yaşam koşulları her geçen gün zorlaşıyor.
Bakan Abdo, yaptığı açıklamada, "Cibuti, Yemenli kardeşlerimize kapılarını açtı ancak artan ihtiyaçları karşılamakta zorlanıyoruz. Uluslararası toplumun desteğine acil ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. Cibuti hükümeti, mültecilere yönelik sağlık, barınma ve gıda yardımlarını sürdürebilmek için ek fon arayışında.
Ülkedeki mülteci sayısı son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2023 itibarıyla Cibuti'de kayıtlı Yemenli mülteci sayısı 30 binin üzerinde. Ancak kayıt dışı mültecilerle birlikte bu sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Mültecilerin çoğu, ülkenin kuzeyindeki Obock ve Tadjourah bölgelerindeki kamplarda yaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yemen Krizi ve Uluslararası Yardım Çabaları
Yemen'deki insani kriz, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak kabul ediliyor. BM'ye göre, 24 milyondan fazla Yemenli insani yardıma muhtaç durumda. Ülkedeki çatışmalar, ekonomik çöküş ve pandemi, durumu daha da kötüleştirdi. Uluslararası yardım kuruluşları, Yemen'e yönelik yardımların yetersiz olduğunu ve fon açığı bulunduğunu sürekli vurguluyor.
Cibuti, stratejik konumu nedeniyle bölgesel istikrar açısından kritik bir ülke. Ülke, Bab-el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı ile küresel ticaret yolları üzerinde önemli bir noktada bulunuyor. Ayrıca, çeşitli ülkelerin askeri üslerine ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle Cibuti'deki istikrar, sadece bölge için değil, küresel güvenlik için de önem taşıyor.
Yemenli mülteciler konusu, uluslararası toplumun ilgisini yeterince çekmiyor. Birçok ülke, Yemen'e yönelik insani yardımları artırma sözü verdi ancak taahhütlerin yerine getirilmesi konusunda sorunlar yaşanıyor. Cibuti gibi sınır ülkeleri, bu yükü tek başına taşımak zorunda kalıyor. Bakan Abdo'nun çağrısı, bu yükün paylaşılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Öte yandan, Yemen'deki çatışmaların çözümüne yönelik diplomatik çabalar da sonuçsuz kalıyor. BM öncülüğündeki barış görüşmeleri zaman zaman kesintiye uğruyor. Kalıcı bir çözüm sağlanana kadar mülteci akınının devam etmesi bekleniyor. Bu da Cibuti gibi ülkelerin yükünün daha da artacağı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve Cibuti'nin mülteci yükü, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisi açısından önemli bir sınav niteliğinde. Türkiye, son yıllarda Afrika Boynuzu'nda artan bir etki alanı oluşturdu ve Cibuti ile ilişkilerini güçlendirdi. Ankara, hem Yemen'e yönelik insani yardımları hem de Cibuti'deki mültecilere destek sağlamayı dış politikasının bir parçası haline getirebilir. Bu, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani yardım konusundaki liderlik iddiasını pekiştirir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb'deki istikrar, Türkiye'nin deniz ticaret yolları güvenliği açısından da kritik. Cibuti'ye yapılacak yardımlar, Türkiye'nin Afrika açılımı ve küresel insani yardım vizyonuyla uyumlu olacaktır.