Cibuti açıklarında, Yemen'e gitmek üzere yola çıkan ve aşırı kalabalık olan bir göçmen teknesinin batması sonucu en az 139 kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler'e bağlı bir kuruluşun Pazar günü yaptığı açıklamaya göre, 15'i çocuk olmak üzere 139 kişinin cesedine ulaşıldı ve 84 kişi hâlâ kayıp. Olay, 305 kişi taşıyan teknenin Cibuti'nin Obock kasabasının kuzeyinde, 1 Ekim gecesi alabora olmasıyla meydana geldi. Teknedeki göçmenlerin çoğunun Etiyopyalı olduğu belirtildi.
Göç yolunda ölüm: Cibuti-Yemen hattı
Her yıl binlerce Etiyopyalı ve Somali vatandaşı, daha iyi bir yaşam umuduyla Cibuti üzerinden Yemen'e geçmeye çalışıyor. Ancak bu yolculuk, insan kaçakçılarının elinde son derece tehlikeli bir hâl alıyor. Aşırı kalabalık tekneler, elverişsiz hava koşulları ve denetimsizlik, bu rotayı dünyanın en ölümcül göç güzergâhlarından biri yapıyor. BM verilerine göre, son yıllarda bu hatta yaşanan ölümler artış gösterdi. Cibuti hükümeti ve uluslararası kuruluşlar, göçmenleri bu tehlikeli yolculuktan vazgeçirmek için çeşitli kampanyalar yürütse de, ekonomik zorluklar ve çatışmalar nedeniyle insanlar umutsuzca yola çıkmaya devam ediyor.
Olayın ardından Cibuti sahil güvenlik ekipleri bölgede arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ancak kayıp sayısının yüksek olması, ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Yemen'e ulaşmayı başaran göçmenler ise genellikle Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinde düşük ücretli işlerde çalışmak için yola devam ediyor. Bu yolculuk, göçmenler için sadece denizde değil, karada da büyük riskler barındırıyor. Kaçakçılar tarafından insanlık dışı koşullarda taşınan göçmenler, zaman zaman Suudi Arabistan sınırında da şiddete maruz kalıyor.
Uluslararası toplumun sorumluluğu
Bu son facia, göçmen krizine yönelik uluslararası çözüm arayışlarının yetersizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler ve diğer insani yardım kuruluşları, göçmenlerin korunması için daha etkili önlemler alınması çağrısında bulunuyor. Ancak kaynak yetersizliği ve siyasi irade eksikliği, bu çağrıların karşılık bulmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, göçün temel nedenlerinin ortadan kaldırılması için kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda, göç veren ülkelerde ekonomik kalkınma ve istikrarın sağlanması, insan kaçakçılığıyla mücadelenin güçlendirilmesi ve yasal göç yollarının açılması öneriliyor.
Öte yandan, Cibuti hükümeti olayla ilgili soruşturma başlattı. Yetkililer, teknenin denize açılmadan önce gerekli güvenlik kontrollerinden geçip geçmediğini araştırıyor. Ancak bölgede faaliyet gösteren kaçakçılık ağlarının genişliği ve yerel yetkililerle olası bağlantıları, soruşturmanın önündeki engeller arasında. Göçmenlerin çoğunun kimliksiz olması da kurbanların tespitini zorlaştırıyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), hayatta kalanlara psikososyal destek sağlanması için çalışma başlattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, göç konusunda hem transit hem de hedef ülke konumunda. Cibuti'de yaşanan bu trajedi, küresel göç yönetiminin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye, son yıllarda göçmen kaçakçılığıyla mücadelede önemli adımlar attı ve uluslararası iş birliğine açık olduğunu defalarca dile getirdi. Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık ve göç hareketleri, bölgesel güvenliği doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin insani diplomasi ve kalkınma yardımları yoluyla bu bölgede oynayabileceği rol, göçün temel nedenlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin göç yönetimi deneyimi, uluslararası platformlarda paylaşılabilir. Ancak bu tür olaylar, Türkiye'nin de göç baskısıyla karşılaşabileceğini gösteriyor; bu nedenle sınır güvenliği ve düzensiz göçle mücadele politikalarının sürdürülmesi önem taşıyor.