Nepal'in orta kesimlerinden geçen Budhi Gandaki Nehri'nde meydana gelen ani sel, evleri ve köprüleri sürükleyerek büyük hasara yol açtı. Yetkililer, bölge sakinlerinin yüksek kesimlere kaçtığını ve can kaybı riskinin arttığını bildirdi. Sel, özellikle nehir kenarındaki yerleşim birimlerini vurdu; ulaşım altyapısı ciddi şekilde kesintiye uğradı.
Sel felaketinin arka planı
Budhi Gandaki Nehri, Nepal'in Himalaya bölgesinden doğarak Ganj havzasına katılan önemli bir su kaynağı. Muson yağışlarının etkisiyle nehirde su seviyesi hızla yükseldi ve taşkın meydana geldi. Bölge halkı, sabah saatlerinde büyük bir su dalgasının geldiğini fark ederek panik içinde yüksek yerlere kaçtı. Sel suları, nehir yatağı boyunca yer alan kereste ve taş yapılardan oluşan evleri temelinden söktü. Kurtarma ekipleri, mahsur kalanları tahliye etmek için botlarla operasyon başlattı. Ancak engebeli arazi ve devam eden yağışlar çalışmaları güçleştiriyor. Nepal hükümeti, afet bölgesine ek ekipler gönderdiğini açıkladı. İlk belirlemelere göre can kaybı henüz netleşmezken, onlarca kişinin kayıp olduğu ve yaralıların bulunduğu ifade ediliyor. Bölgede elektrik ve iletişim hatları da hasar gördü.
Bölgesel ve küresel boyut
Nepal, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan ülkelerden biri. Himalaya buzullarının erimesi ve düzensiz muson yağışları, sık sık sel ve toprak kaymalarına yol açıyor. Bu felaket, Güney Asya'da artan aşırı hava olaylarının bir parçası olarak görülüyor. Komşu Hindistan ve Bangladeş de benzer risklerle karşı karşıya. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye acil yardım gönderme çağrısında bulundu. Öte yandan, Nepal'in altyapısının sel gibi afetlere karşı yeterince dayanıklı olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Uzmanlar, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve nehir yataklarının ıslah edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, iklim değişikliğinin yol açtığı afetlerin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Türkiye, deprem ve sel gibi doğal afetlerde deneyimli bir ülke olarak uluslararası insani yardım faaliyetlerinde aktif rol alıyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin AFAD ve Kızılay aracılığıyla yürüttüğü afet diplomasisinin önemini artırıyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin sınır aşan etkileri, Türkiye'nin çevre ve iklim politikalarında daha fazla işbirliği yapmasını gerektiriyor. Bölgesel istikrarsızlık ve insani krizler, Türk dış politikasının çok boyutlu yaklaşımını destekler nitelikte.