Husilerin Pazar günü Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırıda bir Pakistan vatandaşı hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı. Suudi yetkililerin açıklamasına göre, İran destekli grup iki gün içinde havalimanına ikinci kez saldırdı. Cumartesi günkü saldırıda en az 12 kişi ölmüş ve havalimanı operasyonları durdurulmuştu. Husiler daha fazla saldırı tehdidinde bulundu.
Arka Plan: İki Günde İkinci Saldırı
Suudi Arabistan yönetimi, Pazar günü akşam saatlerinde Riyad'ın en büyük havalimanına yönelik bir füze saldırısı gerçekleştiğini duyurdu. Saldırıda Pakistanlı bir sivil öldü, aralarında Suudi vatandaşlarının da bulunduğu 11 kişi yaralandı. Havalimanı yetkilileri, saldırının ardından uçuşlara kısa süreli ara verildiğini ancak operasyonların normale döndüğünü belirtti.
Bu saldırı, Husilerin cumartesi günü aynı havalimanına düzenlediği ve en az 12 kişinin ölümüne yol açan saldırının hemen ardından geldi. Cumartesi günkü saldırıda havalimanı operasyonları tamamen durdurulmuş, birçok uçuş iptal edilmiş veya gecikmişti. Suudi yetkililer, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu ve Husilerin İran'dan silah ve mali destek aldığını vurguluyor.
Husi sözcüsü, yaptığı açıklamada saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine misilleme olduğunu belirterek, "Suudi rejimi saldırılarını durdurmadıkça biz de meşru müdafaa hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz" dedi. Sözcü, havalimanının yanı sıra diğer stratejik hedefleri de vurabileceklerini ima etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'de 2015'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı mücadele ediyor. Koalisyon, Yemen hükümetini desteklemek amacıyla 2015 yılında müdahale etmişti. Ancak savaş, bölgede büyük bir insani krize yol açtı; binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.
Husilerin Riyad'a yönelik saldırıları, çatışmanın Suudi topraklarına taşınması açısından önemli bir tırmanma olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, havalimanı gibi sivil altyapıya yönelik saldırıları "savaş suçu" olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumu İran'ı dizginlemeye çağırıyor.
ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden yapılan açıklamalarda, saldırılar kınandı ve Suudi Arabistan'a destek mesajı verildi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İran'ın vekil güçleri aracılığıyla bölgede istikrarsızlık yaratması kabul edilemez" dedi. Ancak İran, Husilere silah sağladığı iddialarını reddediyor.
Uzmanlar, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini belirtiyor. Son aylarda Suudi Arabistan, Husilerle gayri resmi görüşmeler yürütüyordu ve çatışmayı sona erdirmek için diplomatik çabalar sarf ediyordu. Ancak son saldırılar, bu çabaları zora sokabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kuran ve insani yardım sağlayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Riyad'a yönelik saldırılar, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli bir ticari ortağı; enerji ve inşaat sektörlerinde iş birlikleri var. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krizin çözümü için BM çabalarına destek veriyor. Saldırıların tırmanması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir ve bölgesel güvenlik risklerini artırabilir. Türk dış politikası açısından, Körfez'de istikrarın korunması ve İran'ın etkisinin dengelenmesi önem taşıyor.