ABD’nin Virginia eyaletine bağlı Chesapeake Körfezi’nde bulunan Tangier Adası, iklim değişikliği kaynaklı deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Adanın yerlisi Terry Parks, batı kıyısından geçen bir teknenin arkasında durarak, güneş altında solmuş yeşil otların arasından görünen büyük kayalık bir alanı işaret ediyor. Uzakta mavi bir su kulesi yükseliyor. “İşte büyükannenin evi,” diyor Parks. Ancak o ev artık yok; sular altında kaldı. Tangier Adası, her yıl yaklaşık 5 milimetre hızla batan bir bölgede yer alıyor. 1850’den bu yana adanın yüzölçümü yüzde 67 oranında küçüldü. Bilim insanları, mevcut hızla giderse adanın 50 yıl içinde tamamen sular altında kalacağını öngörüyor. Ada sakinleri ise, federal hükümetin inşa ettiği dalgakıran ve kum besleme projelerine rağmen, bu kaderin kaçınılmaz olduğundan endişeli.
Kaybolan Bir Yaşam: Tangier’ın Tarihi ve Bugünü
Tangier Adası, 17. yüzyıldan bu yana yerleşim yeri olarak biliniyor. 1910’da 1.300 kişiye ulaşan nüfus, bugün 400 civarına düştü. Ada halkı geçimini çoğunlukla yengeç avcılığıyla sağlıyor. Ancak artan sıcaklıklar ve okyanus asitlenmesi, yengeç popülasyonunu da tehdit ediyor. Adadaki mezarlıklar bile su altında kalmaya başladı; ölülerin kemikleri toprağın üzerine çıkıyor. Belediye Başkanı James “Ooker” Eskridge, “Her fırtınada bir parçamız daha gidiyor. Biz burayı terk etmek istemiyoruz, ama gitmek zorunda kalabiliriz,” diyor.
Federal hükümet, 2020’de 4,3 milyon dolarlık bir dalgakıran projesini tamamladı. Ancak ada sakinleri, bu yapıların yalnızca kısa vadeli bir çözüm olduğunu düşünüyor. Deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte, fırtına dalgaları daha da yıkıcı hale geliyor. 2022’deki bir fırtınada ana cadde tamamen sular altında kaldı ve okul bir hafta boyunca kapalı kaldı.
Küresel Bir Uyarı: Alçak Adaların Geleceği
Tangier Adası’nın durumu, dünya genelindeki alçak ada ülkeleri için bir uyarı niteliği taşıyor. Pasifik Adaları, Maldivler ve Bangladeş gibi bölgeler de benzer tehditlerle karşı karşıya. Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılması halinde bile deniz seviyesinin 2100’e kadar 30 ila 60 santimetre yükseleceğini tahmin ediyor. Bu, dünya nüfusunun yüzde 10’unun yaşadığı kıyı bölgeleri için büyük bir risk anlamına geliyor. Tangier Adası’nda olduğu gibi, bu bölgelerdeki topluluklar ya uyum sağlamak ya da göç etmek zorunda kalacak. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verilerine göre, Chesapeake Körfezi çevresindeki deniz seviyesi, küresel ortalamanın iki katı hızla yükseliyor. Bunun nedeni, bölgedeki kara kütlesinin hâlâ son buzul çağının etkisiyle çökmesi (glasyoizostatik rebound) ve suyun ısınarak genleşmesi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tangier Adası’nın hikâyesi, iklim değişikliğinin yerel topluluklar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Türkiye, uzun kıyı şeridi ve alçak delta bölgeleri (örneğin Çukurova, Bafra Ovası) nedeniyle benzer risklerle karşı karşıya. Deniz seviyesinin yükselmesi, tarım alanlarının tuzlanması, kıyı erozyonu ve iç göç dalgalarına yol açabilir. Bu durum, Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum politikalarını hızlandırmasını ve kıyı yönetimine daha fazla kaynak ayırmasını gerektiriyor. Ayrıca, uluslararası iklim müzakerelerinde Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olarak savunmasız bölgeleri temsil etme sorumluluğu bulunuyor. Tangier Adası, alınmayan önlemlerin nelere mal olabileceğini gösteren somut bir örnek.