Avustralya'da hükümet politikaları kapsamında zorla ailelerinden koparılan Yerli halk mensuplarının, diğer Yerli Avustralyalılara kıyasla daha ciddi sağlık sorunları ve engellilikle karşılaştığı bildirildi. Yeni bir rapor, "Çalınan Nesil" (Stolen Generations) olarak bilinen bu grubun, ciddi veya derin engellilik yaşama olasılığının diğer First Nations (İlk Milletler) halkına göre belirgin şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Çalınan Nesil'in Arka Planı
1910'lardan 1970'lere kadar Avustralya hükümetleri ve kilise misyonları, on binlerce Aborijin ve Torres Boğazı Adalı çocuğu ailelerinden zorla kopararak beyaz ailelere veya kurumlara yerleştirdi. Bu politika, 1997 tarihli "Bringing Them Home" raporuyla resmen kabul edildi ve "Çalınan Nesil" terimi bu dönemde ailelerinden koparılan nesilleri tanımlamak için kullanıldı. Bugün hayatta olan mağdurlar, travmanın yanı sıra yapısal ayrımcılık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları zorluklarla da mücadele ediyor. Rapor, bu tarihsel mirasın sağlık üzerindeki etkilerinin hala sürdüğünü gösteriyor.
Avustralya İstatistik Bürosu (ABS) ve Avustralya Sağlık ve Refah Enstitüsü (AIHW) gibi kurumların verilerine dayanan rapor, Çalınan Nesil mağdurlarının genel sağlık durumlarının daha kötü olduğunu, kronik hastalıklar, ruh sağlığı sorunları ve engellilik oranlarının daha yüksek olduğunu belgeliyor. Ayrıca bu kişilerin sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılık, dil engeli, kültürel uyumsuzluk ve güven eksikliği gibi bariyerlerle karşılaştığı vurgulanıyor. Hükümetin kapanma (Closing the Gap) çerçevesinde Yerli halkların sağlık eşitliği için taahhütleri olsa da, Çalınan Nesil'in özel ihtiyaçları yeterince ele alınmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avustralya'da Yerli halkların maruz kaldığı tarihsel adaletsizlikler, dünya çapında benzer sömürgeci uygulamalarla paralellik gösteriyor. Kanada'da "First Nations", Yeni Zelanda'da "Māori" ve ABD'de "Native American" toplulukları da zorla asimilasyon politikalarının nesiller boyu süren etkilerini yaşıyor. Bu tür politikalar, sadece bireysel travma değil, aynı zamanda topluluk yapısının bozulması, kültürel kopuş ve ekonomik dezavantaj yaratarak sağlık eşitsizliklerini derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirgesi (UNDRIP) gibi uluslararası belgeler, bu tür tarihsel hak ihlallerinin tanınması ve telafi edilmesi çağrısında bulunuyor. Avustralya'nın durumu, diğer ülkeler için de bir örnek teşkil ediyor; zira resmi özür (2008'de Başbakan Kevin Rudd tarafından) ve tazminat programları olmasına rağmen, pratikte iyileşme yavaş ilerliyor.
Rapor, sağlık politikalarının kültürel açıdan güvenli ve travma bilgili yaklaşımlar benimsemesi gerektiğini savunuyor. Uzmanlar, Yerli topluluklarının kendi sağlık hizmetlerini yönetmesi ve karar alma süreçlerine katılmasının kritik olduğunu belirtiyor. Avustralya hükümeti, 2020'de güncellenen "Closing the Gap" stratejisiyle 17 hedef belirledi; ancak Çalınan Nesil'e özgü veri eksikliği ve hedeflenen müdahalelerin yetersizliği eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'daki Çalınan Nesil'in sağlık eşitsizlikleri, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ölçekte azınlık hakları ve tarihsel adalet tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye, kendi sınırları içinde farklı etnik ve kültürel grupların haklarını iyileştirme yönünde adımlar atarken, uluslararası alanda da yerli halkların haklarını destekleyen BM kararlarına taraf. Bu tür raporlar, Türkiye'nin çok kültürlülük ve eşitlik politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunabilir. Ayrıca, Avustralya ile yürütülen ikili ilişkilerde insan hakları diyaloğu gündeme gelebilir. Türkiye, benzer tarihsel travmaları yaşayan topluluklara yönelik politikalarında kapsayıcılığı artırarak uluslararası itibarını güçlendirebilir.