Perşembe günü toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası (ECB) öncesinde, JP Morgan Asset Management ve Pictet Wealth Management gibi küresel çapta tanınan büyük yatırımcılar, piyasadaki genel beklentinin aksine bir pozisyon alarak dikkatleri üzerine çekiyor. Bu yatırımcılar, ECB'nin bu toplantıda faiz indirimine gideceğini ve ardından faizleri uzun bir süre sabit tutacağını öngörüyor. Piyasada ise daha agresif bir gevşeme döngüsü beklentisi hakim. Bu kontreryan duruş, yatırımcıların ECB'nin enflasyonla mücadelede henüz 'işi bitmedi' mesajına inandığını gösteriyor.
İki büyük isimden aynı bahis
Pictet Wealth Management'tan Frederik Ducrozet, piyasaların yıl boyunca 1,5 puanlık bir indirim beklediğini ancak kendilerinin daha temkinli bir senaryo öngördüklerini belirtiyor. Ducrozet'e göre ECB, bu toplantıda 25 baz puanlık bir indirim yapacak ancak daha sonra 'bekle-gör' moduna geçecek. Benzer şekilde JP Morgan Asset Management'tan Iain Stealey de, ECB'nin faiz indirim döngüsünün 'bir kere ve tamam' olacağını, yani bu toplantıda bir kez indirim yapıp ardından faizleri sabit tutacağını düşünüyor. Stealey, enflasyonun hala hedefin üzerinde olduğunu ve ücret artışlarının bu durumu beslediğini hatırlatarak, ECB'nin aceleci davranmayacağını vurguluyor.
ECB Başkanı Christine Lagarde'ın geçtiğimiz haftalarda yaptığı 'bağımlı, bağımsız değiliz' açıklaması da bu tezi güçlendiriyor. Lagarde, faiz kararlarının verilere bağlı olduğunu ve önceden taahhüt verilmeyeceğini sık sık tekrarlıyor. Ancak büyük yatırımcılar, Lagarde'ın bu temkinli dilinin arkasında 'güvercinleşme' sinyali olduğunu düşünüyor.
Avro Bölgesi'nde resesyon korkusu
Öte yandan Avro Bölgesi ekonomisi, daralan imalat sektörü ve zayıf iç talep nedeniyle resesyon sinyalleri veriyor. Almanya'da sanayi üretimi düşerken, Fransa'da tüketici güveni zayıf seyrediyor. Bu tablo, ECB üzerinde faiz indirimi baskısını artırıyor. Ancak yine de enflasyonun %2 hedefinin üzerinde seyretmesi (Mart ayında %2,4) bankanın elini kolunu bağlıyor. Piyasa beklentisi bu nedenle ikiye bölünmüş durumda: Bir kısım 'resesyonu tetiklememek için indirim şart' derken, diğer kısım 'enflasyon inatçı, dikkatli olunmalı' görüşünde.
Büyük yatırımcıların tercihi ise ikinci gruptan yana. Onlara göre ECB, bu toplantıda sembolik bir indirim yaparak piyasaları rahatlatacak ancak daha sonra enflasyon riskini bahane ederek beklemeye geçecek. Bu strateji, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için de önemli sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECB'nin faiz politikası, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için doğrudan bir referans noktası olmasa da, küresel likidite ve sermaye akışları üzerinden etkili oluyor. ECB'nin faizleri sabit tutması halinde avro bölgesinden çıkış olacak sermaye, daha yüksek getiri arayışıyla Türkiye gibi ülkelere yönelebilir. Bu durum, Türk lirasına kısa vadede destek sağlayabilir. Ancak uzun vadede, ECB'nin resesyon endişeleriyle daha agresif gevşemeye gitmesi halinde, avro bölgesinden talep daralması Türk ihracatçıları için risk oluşturacaktır. Ayrıca, TCMB'nin de yakından izlediği küresel faiz patikası, para politikasının yönü açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Bu nedenle ECB kararı, sadece Avrupa için değil, Türkiye ekonomisi için de yakından takip edilmeli.