İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham, göreve gelir gelmez ülkeyi bekleyen ekonomik krize karşı ilk adımı attı ve kabinesini oluşturdu. Burnham, seçim kampanyasında verdiği 'umudu geri getirme' sözünü tekrarlayarak, bu hafta içinde yapılacak duyurularla vatandaşların 'nefes almasını' sağlayacaklarını belirtti. En dikkat çekici atama ise, ekonomi yönetiminin başına Rachel Healey'in getirilmesi oldu. Healey, mali disiplin ve sosyal harcamalar arasında denge kuracağının sinyalini verdi.
Gelişmenin arka planı
Burnham, seçim zaferinin ardından yaptığı ilk konuşmada, 'Bu ülkeye umudu geri getireceğiz. İnsanların artık gelecekten korkmamasını sağlayacağız' ifadelerini kullandı. Yeni başbakan, özellikle sağlık ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerine yapılacak yatırımların hızlandırılacağını vaat etti. Ancak analistler, İngiltere'nin karşı karşıya olduğu yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyeti krizi nedeniyle Burnham'ın zorlu bir ekonomik miras devraldığına dikkat çekiyor.
Rachel Healey'in şansölye olarak atanması, piyasalarda temkinli bir iyimserlik yarattı. Healey, daha önceki görevlerinde mali disiplini savunmasıyla tanınıyor. Ancak bu kez, sosyal harcamaları artırma sözü veren bir hükümetin parçası olacak. Uzmanlar, Healey'in bu ikilemi nasıl yöneteceğinin önümüzdeki dönemde İngiltere ekonomisinin seyrini belirleyeceğini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Burnham'ın zaferi, sadece İngiltere için değil, Avrupa genelinde sol partilere ilham verdi. Son yıllarda Avrupa'da yükselen sağ popülizme karşı sosyal demokratların kazandığı bu seçim, kıtadaki siyasi dengeleri yeniden şekillendirebilir. Burnham'ın Brexit sürecinde İskoçya'ya verdiği özerklik sözü, Birleşik Krallık'ın geleceği açısından kritik bir mesele olarak görülüyor. Öte yandan ABD ve AB, yeni İngiliz hükümetiyle yakın işbirliğine hazır olduklarını bildirdi. Burnham, uluslararası alanda daha işbirlikçi bir politika izleyeceğinin sinyalini verdi. Uzmanlar, İngiltere'nin küresel ticarette ve iklim değişikliğiyle mücadelede yeniden öncü rol üstlenmesini bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burnham'ın İngiltere'de iktidara gelmesi, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması potansiyeli taşıyor. Sol eğilimli yeni hükümet, demokrasi ve insan hakları konularına daha duyarlı olabilir; bu durum Ankara ile Londra arasında zaman zaman gerginliğe yol açan konuları yeniden gündeme getirebilir. Öte yandan, Burnham'ın Avrupa Birliği ile yakınlaşma arzusu, Türkiye'nin AB sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Ticaret ve savunma işbirliği alanlarında ise iki ülke arasındaki mevcut anlaşmaların devamı bekleniyor. Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikaları, yeni İngiliz hükümetinin dış politika öncelikleriyle uyumlu olabilir.