Eski Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İşçi Partisi'nin bir sonraki lideri olması halinde Başbakanlık görevini üstlenirken haftanın belirli günlerini Manchester'da geçirmeyi planladığını duyurdu. Burnham, partinin mevcut lideri Keir Starmer'ın görevden ayrılması durumunda aday olacağını ve “No 10” olarak bilinen Başbakanlık ofisinin bir birimini doğrudan Manchester’da kuracağını ifade etti. Bu hamle, merkeziyetçilikle eleştirilen Westminster sistemine bir alternatif olarak görülüyor. Burnham, “Londra dışından yönetmek mümkün; taahhüdüm, haftanın en az üç gününü Manchester’da geçirmek ve hükümeti ülkenin her yerine yaymak” dedi. Karar, İşçi Partisi içinde “levelling up” (bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi) vaadinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Burnham, 2017’den bu yana Greater Manchester Belediye Başkanlığı yapıyor ve bölgedeki ulaşım, konut ve sağlık projeleriyle tanınıyor.
Planın Ayrıntıları ve Siyasi Yansımaları
Burnham’ın önerisi, başbakanlık ofisinin fiziksel olarak Londra dışında bir şehirde kurulmasını içeriyor. Kaynaklara göre, bu birim en az 50 personelle çalışacak ve bakanlıklar arası koordinasyonu sağlayacak. Plan, İskoçya ve Galler’deki yetki devri modellerine benzer bir şekilde, İngiltere’nin kuzeyine daha fazla siyasi ağırlık verilmesini hedefliyor. Burnham, “Bu sadece sembolik bir adım değil; karar alma süreçlerini Londra’nın dışına taşımak, ülkenin geri kalanının sesini duyurmak anlamına geliyor” dedi. Ancak proje, lojistik zorluklar ve ek maliyetler nedeniyle eleştiriliyor. Bazı parti içi rakipler, planı “popülist” ve “gerçekçi olmayan” olarak nitelerken, destekçiler İngiltere’nin kuzeyindeki seçmenler üzerinde olumlu etki yaratacağını savunuyor. Anketler, Burnham’ın parti tabanında yüksek popülariteye sahip olduğunu gösteriyor. Özellikle “kırmızı duvar” olarak adlandırılan eski sanayi bölgelerinde desteği güçlü.
Küresel Bağlamda Bölgesel Yönetim Modelleri
Burnham’ın girişimi, dünyada artan bölgesel yönetim eğilimleriyle paralellik gösteriyor. Almanya’da eyalet başbakanları federal düzeyde etkili roller üstlenirken, Fransa’da büyükşehir belediyeleri yetkilerini genişletiyor. İngiltere’de ise “levelling up” ajandası, Boris Johnson döneminde başlatılmış ancak yeterli ilerleme sağlanamamıştı. Burnham, modelinin Washington DC’deki federal ofis yapılanmasından esinlendiğini belirtti. Uzmanlar, bu tür adımların merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasındaki güç dengesini yeniden tanımlayabileceğini ifade ediyor. Ekonomik açıdan, Londra dışına yapılacak yatırımların bölgesel büyümeyi tetikleyebileceği düşünülüyor. Ancak Brexit sonrası İngiltere’nin küresel ticaret anlaşmaları yapma ihtiyacı, başkentteki diplomasi ağırlığını koruyor. Burnham’ın planı, bu dengeyi bozma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burnham’ın Manchester’da bir başbakanlık birimi kurma önerisi, Türkiye’deki bölgesel kalkınma politikaları açısından dolaylı da olsa ilgi çekici. Türkiye’de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin yanı sıra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da benzer merkeziyetçilik eleştirileri bulunuyor. Ancak bu model, Türkiye’nin üniter yapısıyla tam uyumlu değil. Daha önemlisi, İngiltere’nin bu tür bir adım atması, “bölgesel eşitsizlik” konusunda uluslararası farkındalığı artırabilir ve AB fonlarının dağıtımında yeni kriterler getirebilir. Türkiye-İngiltere ilişkilerinde ise doğrudan bir etkisi beklenmez; ancak benzer merkezkaç eğilimlerin diğer Avrupa ülkelerine sıçraması, Türkiye’nin AB ile müzakerelerinde bölgesel yönetim modellerini gündeme getirebilir.