Birleşik Krallık, Brexit sonrası uyguladığı sert göç politikalarıyla yabancı iş gücü girişini neredeyse durma noktasına getirirken, bu adımın ekonomik bedeli ağır oldu. Ülke, iş gücü açığı, düşen büyüme oranları ve uluslararası rekabette gerileme ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu politikaların kısa vadede popüler olsa da uzun vadede Britanya ekonomisine ciddi zarar verdiğini belirtiyor.
Göç politikalarının arka planı ve sonuçları
2016 referandumundan bu yana, Britanya hükümeti göçü kontrol altına almak için bir dizi önlem aldı. Puan bazlı vize sistemi, yüksek gelir eşikleri ve dil şartları, özellikle düşük ve orta vasıflı işçilerin ülkeye girişini engelledi. Resmi verilere göre, AB vatandaşlarının göçü yüzde 70 azalırken, AB dışından gelenlerde de belirgin bir düşüş yaşandı. Bu durum, özellikle sağlık, inşaat, tarım ve konaklama sektörlerinde ciddi iş gücü açığına yol açtı.
İngiltere Merkez Bankası verilerine göre, iş gücü piyasasındaki daralma enflasyonist baskıları artırdı ve ücret artışlarını tetikledi. Ancak bu artış, verimlilik kazanımlarıyla desteklenmediği için işletmelerin maliyetlerini yükselterek rekabet gücünü zayıflattı. Ekonomistler, Brexit sonrası uygulanan bu politikaların Birleşik Krallık'ın potansiyel büyüme hızını yılda yüzde 0,5 ila 1 puan düşürdüğünü tahmin ediyor.
Küresel boyut ve karşılaştırmalı analiz
Britanya'nın göç karşıtı politikaları, küresel iş gücü hareketliliğinin arttığı bir dönemde uygulanıyor. ABD, Kanada, Avustralya gibi ülkeler vasıflı göçmenleri çekmek için politikalarını esnetirken, Britanya ters yönde ilerliyor. Bu durum, Londra'nın finans merkezi olarak cazibesini azaltırken, teknoloji ve yenilikçilik alanında diğer küresel merkezlerle arasındaki farkı açıyor. Özellikle Brexit sonrası ticaret anlaşmaları ve yatırım akışları da bu politikadan olumsuz etkileniyor.
Birleşik Krallık İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, 2023 yılında net göç 250 bin civarına gerilerken, bu rakamın sürdürülebilir bir ekonomi için yetersiz olduğu ifade ediliyor. Karşılaştırmalı olarak, Almanya ve Fransa gibi AB ülkeleri, iş gücü ihtiyaçlarını karşılamak için göç politikalarını daha esnek uygularken, Britanya'nın kendini izole etmesi uzun vadede ekonomik durgunluk riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Britanya'nın göç politikalarının sıkılaşması, Türkiye'den Birleşik Krallık'a yönelik iş gücü göçünü ve ticari bağları olumsuz etkiliyor. Türk girişimciler, vasıflı işçiler ve öğrenciler için vize süreçleri zorlaşırken, Brexit sonrası imzalanan ticaret anlaşmaları kapsamındaki potansiyel iş birlikleri sınırlanıyor. Öte yandan, Türkiye'nin göç politikalarında daha esnek bir duruş sergilemesi, özellikle vasıflı iş gücü ve yatırım çekmede avantaj sağlayabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin küresel iş gücü piyasasında alternatif bir merkez olma potansiyelini artırsa da, Brexit sonrası zayıflayan İngiliz ekonomisi Türkiye'nin ihracat pazarlarından birini daraltmaktadır.