Hindistan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen yıllık BRICS zirvesi, 28 ülkeden devlet ve hükümet başkanını bir araya getirdi. Zirveye Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın yanı sıra çok sayıda yükselen ekonomiden lider katıldı. ABD'nin zirvede yer almaması, küresel yönetişimdeki güç dengelerinin değiştiği yorumlarına yol açtı. Zirve, Batı dışı aktörlerin ekonomik ve siyasi işbirliğini güçlendirme arayışının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Zirvenin Arka Planı ve Katılımcı Profili
BRICS, ilk olarak 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in bir araya gelmesiyle kurulmuş, 2010'da Güney Afrika'nın katılımıyla genişlemişti. Son yıllarda örgüt, küresel ekonomik yönetişimde daha etkin bir rol üstlenme iddiasıyla yeni üyeler kabul etmeye başladı. 2024'te Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılımıyla üye sayısı artırıldı. Bu yılki zirve, genişleme sürecinin ardından düzenlenen ilk büyük çaplı toplantı olma özelliği taşıyor. Hindistan'ın ev sahipliği yapması, ülkenin çok taraflı diplomaside artan ağırlığını gösteriyor. Zirveye katılan 28 ülke arasında, farklı kıtalardan ve farklı ekonomik gelişmişlik düzeylerinden temsilciler bulunuyordu. Çin ve İran'ın yanı sıra, Güney Afrika, Brezilya, Rusya gibi kurucu üyelerin liderleri de toplantıda yer aldı. Ayrıca, davetli ülkeler statüsünde bazı Orta Doğu, Afrika ve Asya ülkeleri de gözlemci olarak katıldı.
Zirvenin ana gündem maddeleri arasında, üye ülkeler arasında ticaretin yerel para birimleriyle yapılması, ortak bir ödeme sisteminin oluşturulması ve küresel finans kurumlarında reform çağrıları vardı. Katılımcılar, Batılı ülkelerin ekonomik yaptırımlarına karşı dayanışma mesajı verdi. Ayrıca, enerji güvenliği, gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlar da ele alındı. Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride, çok taraflılığın güçlendirilmesi ve uluslararası hukukun üstünlüğü vurgulandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin zirveye katılmaması, Washington'un BRICS'i bir tehdit olarak görmediği ancak yakından takip ettiği şeklinde yorumlandı. Bazı analistler, ABD'nin yokluğunun zirvenin meşruiyetini azaltmadığını, aksine BRICS'in alternatif bir küresel platform olma iddiasını güçlendirdiğini belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
BRICS zirvesi, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde toplandı. Rusya'nın Ukrayna işgali, Gazze'deki savaş ve Tayvan gerilimi gibi jeopolitik krizler, ülkeleri yeni ittifak arayışlarına yönlendiriyor. BRICS, bu ortamda Batı'nın hakim olduğu uluslararası sisteme alternatif bir ses olarak öne çıkıyor. Zirvede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi ve Uluslararası Para Fonu'nda kota reformu gibi talepler yinelendi. Ayrıca, üye ülkeler arasında teknoloji transferi, altyapı yatırımları ve dijital ekonomi alanlarında işbirliği anlaşmaları imzalandı. Çin ve Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıklarına rağmen, iki ülkenin zirvede yan yana görünmesi, BRICS'in birleştirici işlevine işaret etti. İran'ın cumhurbaşkanı düzeyinde katılımı, Tahran'ın yalnızlıktan çıkma ve Doğu'ya yönelme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildi. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin varlığı, enerji politikalarında yeni dengelerin oluştuğunu gösteriyor. Afrika ülkeleri ise BRICS'i, Batılı finans kuruluşlarına bağımlılığı azaltmak için bir fırsat olarak görüyor.
Zirvenin en somut çıktılarından biri, BRICS ülkeleri arasında ticarette yerel para kullanımının artırılması yönünde alınan karar oldu. Bu adım, doların küresel hakimiyetini zayıflatmayı amaçlıyor. Ancak, üye ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasi farklılıklar, ortak para birimi gibi iddialı projelerin önünde engel olarak duruyor. Yine de zirve, çok kutuplu bir dünya düzeninin kurumsallaşması yolunda önemli bir adım olarak kaydedildi. Batılı ülkeler ise BRICS'in etkinliğini sorguluyor ve grubun somut projeler üretmekte zorlandığını savunuyor. Önümüzdeki dönemde, BRICS'in genişleme sürecini nasıl yöneteceği ve ekonomik işbirliğini ne ölçüde derinleştireceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BRICS'e üye olmamakla birlikte, zirveye davet edilen ülkeler arasında yer almadı. Ancak, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi ve Batı dışı aktörlerle işbirliği konusundaki istekliliği biliniyor. BRICS'in genişlemesi ve ekonomik işbirliğini güçlendirmesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk taşıyor. Fırsat, Türkiye'nin alternatif finansman ve ticaret ortaklıkları geliştirebilmesi; risk ise Batı ile ilişkilerinin daha da gerilmesi olasılığı. Türkiye, Rusya ve Çin ile enerji ve ticaret bağlarını güçlendirirken, NATO içindeki konumunu korumaya çalışıyor. BRICS'in yerel para birimleriyle ticaret hamlesi, Türkiye'nin dış ticaret açığını azaltma çabalarına dolaylı katkı sağlayabilir. Ayrıca, İran'ın BRICS üyeliği, Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ancak, BRICS'in etkinliği konusundaki belirsizlikler, Türkiye'nin temkinli yaklaşmasını gerektiriyor.