BRICS ülkeleri tarafından yayımlanan ortak bildirge, İran'ın Körfez komşularına yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarına hiç değinmezken, Tahran'ın başlıca diplomatik endişelerinin çoğunu destekledi. Hindistan'ın da aralarında bulunduğu BRICS üyelerinin bu tutumu, Yeni Delhi'nin İran politikasında önemli bir dönüşüm olarak yorumlandı.
Bildirgenin Ayrıntıları ve Hindistan'ın Tutumu
BRICS zirvesi sonunda yayımlanan bildirge, İran'ın nükleer programı, bölgesel güvenlik endişeleri ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda Tahran'ın pozisyonuna yakın ifadeler içeriyor. Ancak bildirgede, İran'ın Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen insansız hava aracı ve füze saldırılarına dair herhangi bir kınama veya endişe ifadesi yer almadı. Bu durum, İran'ın bölgesel agresif eylemlerinin BRICS tarafından görmezden gelindiği şeklinde yorumlandı.
Hindistan, geleneksel olarak İran ile karmaşık bir ilişki yürütüyor. Bir yandan Çabahar Limanı gibi stratejik projelerde işbirliği yaparken, diğer yandan ABD yaptırımlarına uyum sağlamak zorunda kalıyor. Son yıllarda Hindistan, İsrail ile savunma ve teknoloji alanında yakınlaşırken, İran'a yönelik eleştirel tutumunu da sürdürüyordu. Ancak bu bildirgede Hindistan'ın İran'ın endişelerini destekleyen ifadelere imza atması, Yeni Delhi'nin Batı ile ilişkilerini dengeleme çabası olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Hindistan'ın BRICS içinde Çin ve Rusya ile birlikte hareket ederek, ABD öncülüğündeki Batı blokuna karşı alternatif bir güç merkezi oluşturma yönünde adım attığını belirtiyor. Bu tutum değişikliği, Hindistan'ın çok kutuplu dünya düzeninde kendi çıkarlarını maksimize etme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
BRICS bildirgesinin İran'a verdiği destek, Orta Doğu'da dengeleri etkileyebilir. İran, bu desteği arkasına alarak bölgedeki nüfuzunu artırmaya çalışabilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise BRICS'in İran'a karşı yeterli tepki göstermemesinden duydukları rahatsızlığı dile getirebilir. Bu durum, Körfez ülkelerinin ABD ve Batı ile olan ittifaklarını daha da güçlendirmesine yol açabilir.
Öte yandan, BRICS'in genişleme süreci ve yeni üyelerin katılımı, örgütün İran gibi tartışmalı aktörlere verdiği destekle birleştiğinde, küresel yönetişimde Batı'nın etkisini azaltma potansiyeli taşıyor. Ancak bu durum, BRICS içinde de görüş ayrılıklarına neden olabilir. Özellikle Hindistan'ın İran'a verdiği destek, diğer BRICS üyeleri arasında farklı yorumlanabilir.
Bildirgede ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısı yapılması, Batı ile İran arasındaki müzakereleri etkileyebilir. İran, bu desteği kullanarak nükleer anlaşmazlıkta daha sert bir pozisyon alabilir. ABD ve Avrupa ülkeleri ise BRICS'in bu tutumunu eleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS'in İran'a verdiği destek ve Hindistan'ın tutum değişikliği, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler yürütmeye çalışırken, BRICS içindeki bu gelişme Ankara'nın diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, Hindistan'ın İran'a yakınlaşması, Türkiye'nin Asya'daki stratejik ortaklıklarını gözden geçirmesine neden olabilir. Enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından Türkiye, BRICS'in İran politikasını dikkatle izlemeli ve kendi çıkarlarını koruyacak adımlar atmalıdır.