Birleşik Krallık'ın 2016 referandumuyla başlayan ve 2020'de tamamlanan Avrupa Birliği'nden ayrılma süreci, ülkeyi siyasi ve ekonomik olarak zorlu bir döneme soktu. Bugün gelinen noktada, İngiltere'nin AB ile ilişkilerini onarması hayati bir öneme sahip. Ancak uzmanlara göre, yeniden AB üyeliği için başvurmak şu aşamada bir oyalama olacaktır. Bunun yerine, ticaret, güvenlik ve dış politika alanlarında pragmatik bir yakınlaşma öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Brexit referandumunun üzerinden sekiz yıl geçti. Bu süreçte İngiltere, AB ile ilişkilerinde Ticaret ve İşbirliği Anlaşması'na (TCA) dayalı yeni bir düzene geçti. Ancak bu anlaşma, hizmet ticareti, balıkçılık ve düzenleyici uyum gibi alanlarda sürtüşmelere yol açtı. Ekonomik etkiler de hissedildi: İngiltere ekonomisi, Brexit sonrası AB ülkelerine kıyasla daha yavaş büyüdü. Özellikle küçük işletmeler, artan gümrük prosedürleri ve ticaret engelleri nedeniyle zorlandı. Siyasi cephede ise, Brexit yanlıları ile karşıtları arasındaki kutuplaşma devam ediyor.
Son dönemde, İşçi Partisi lideri Keir Starmer, AB ile daha yakın ilişkiler kurma sözü verdi. Ancak partisi, tam üyelik hedefini gündemine almadı. Zira böyle bir adım, İngiltere'nin AB kurallarını kabul etmesi, ortak para birimine geçmesi ve serbest dolaşımı yeniden tesis etmesi anlamına gelir ki bu, Brexit referandumunun temel dinamikleriyle çelişir. Yine de Starmer, ticaret engellerini azaltmak ve güvenlik işbirliğini artırmak için AB ile yeni bir anlaşma arayışında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin AB ile yakınlaşması, yalnızca ikili ilişkileri değil, Avrupa'nın küresel jeopolitik konumunu da etkileyebilir. Rusya-Ukrayna savaşı, enerji krizi ve ABD'nin Asya'ya yönelmesi, Avrupa'nın daha fazla birliğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. İngiltere, NATO ve beş göz istihbarat ağı gibi yapılarda kilit rol oynuyor. AB ile uyumlu bir İngiltere, Avrupa'nın savunma ve dış politikada daha etkili olmasını sağlayabilir. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere'nin bağımsız ticaret politikaları (örneğin Avustralya ve Yeni Zelanda ile anlaşmalar) kısmen başarılı olsa da, AB pazarının büyüklüğüne erişim olmadan bu anlaşmaların etkisi sınırlı kalıyor.
Küresel boyutta, İngiltere'nin AB ile ilişkileri, Çin'in yükselişi ve ABD-Çin rekabeti gibi dinamiklerden de etkileniyor. Londra, hem Washington hem de Brüksel ile yakın çalışarak kendine stratejik bir konum inşa etmeye çalışıyor. Ancak Brexit, bu dengeyi zorlaştırdı. Uzmanlar, İngiltere'nin AB ile ortak bir dijital vergi, iklim değişikliği politikası ve teknoloji düzenlemeleri geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin AB ile yeniden yakınlaşması, Türkiye için de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Brexit sonrası İngiltere ile ticaret hacmini artırmak için Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine başlamıştı. Eğer İngiltere AB normlarına yaklaşırsa, bu anlaşmanın kapsamı daralabilir veya AB mevzuatına uyum zorunluluğu doğabilir. Öte yandan, güçlü bir İngiltere-AB ilişkisi, Avrupa'da istikrarı artırarak Türkiye'nin ticari ve diplomatik çıkarlarına olumlu yansıyabilir. Ayrıca, İngiltere'nin NATO içindeki rolü, Türkiye'nin güvenlik kaygıları açısından kritik. Türkiye, İngiltere'nin AB ile uyumlu bir savunma politikası izlemesini, Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından yakından takip etmeli.