Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden on yıl geçmesine rağmen, Brexit'in yarattığı siyasi ve ekonomik etkiler ülkeyi bölmeye devam ediyor. 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda yüzde 51,9 ile zafer kazanan 'Ayrılma' kampanyası, o dönem Britanya'nın egemenliğini geri kazanacağı vaadiyle halkı ikna etmişti. Ancak bugün gelinen noktada, İngiltere ekonomisi Brexit öncesi performansının gerisinde kalırken, kamuoyundaki bölünme de derinleşmiş durumda.
Referandumun ardından yaşananlar
Referandum sonucu, Birleşik Krallık'ta uzun yıllardır süren Avrupa şüpheciliğinin zirvesi olarak görülüyordu. Dönemin Başbakanı David Cameron'un istifasıyla başlayan süreçte, Theresa May ve ardından Boris Johnson liderliğinde Brexit müzakereleri yürütüldü. Johnson'ın 'Anlaşma yap ya da çek git' stratejisi sonucunda ülke, 31 Ocak 2020'de resmen AB'den ayrıldı. Ancak geçiş dönemi sonrası yürürlüğe giren Ticaret ve İşbirliği Anlaşması, birçok sektörde belirsizliği tam anlamıyla ortadan kaldıramadı.
Brexit'in en çok hissedildiği alanlardan biri, ticaret engelleri oldu. Avrupa Birliği ile yeni gümrük prosedürleri, ihracatçı firmalar için ek maliyetler yaratırken, hizmet sektörü de finansal pasaport hakkını kaybetti. Londra'nın küresel finans merkezi statüsü sarsılmasa da, Avrupa'daki işlemlerin bir kısmı Frankfurt ve Paris'e kaydı.
Ekonomiye olan etkileri
Birleşik Krallık, Brexit'in ardından enflasyon ve büyüme rakamları açısından benzer ekonomilere kıyasla daha kötü performans sergiledi. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ülke 2023'te yüzde 0,1 büyürken, 2024'te resesyona girme riskiyle karşı karşıya kaldı. Brexit yanlıları, ayrılığın uzun vadede fayda sağlayacağını savunsa da, iş dünyası ve akademisyenler kısa vadeli kayıpların belirgin olduğunu vurguluyor. İşgücü piyasasında yaşanan daralma, özellikle tarım, sağlık ve lojistik sektörlerinde personel sıkıntısına yol açtı.
Siyasi alanda ise Brexit, İskoçya ve Kuzey İrlanda'da ayrılıkçı hareketleri güçlendirdi. İskoçya, yeniden bağımsızlık referandumu talebini yinelerken, Kuzey İrlanda Protokolü Birleşik Krallık içinde siyasi krizlere neden oldu. İngiltere-AB ilişkileri ise ticaret anlaşmazlıkları ve balıkçılık hakları gibi konularda gerginliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı olsa da dolaylı yansımaları bulunuyor. Türkiye ile AB arasında devam eden Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde, Brexit sonrası AB'nin genişleme politikasına daha temkinli yaklaştığı gözlemleniyor. Ayrıca Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılması, Türkiye'nin Londra ile ikili ticaret anlaşmaları yapmasının önünü açarken, İngiltere'nin küresel bir oyuncu olarak yeniden konumlanma çabaları, Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar doğurabilir. Ancak Brexit'in yarattığı ekonomik belirsizlik, küresel ticaret dengelerini etkileyerek Türkiye'nin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü de dolaylı olarak şekillendirmektedir.