Bosna Hersek'te yaklaşık 3,4 milyon seçmen, ülkenin çok etnikli Devlet Başkanlığı Konseyi'nin üç üyesini, ulusal Parlamento'nun milletvekillerini ve ülkeyi oluşturan iki entitenin (Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) kurum başkanlarını belirlemek için oy kullanıyor. Seçim, Rusya yanlısı Sırp lider Milorad Dodik'in siyasi geleceğini belirleyecek olması ve uzun süredir tıkanan Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinin gölgesinde gerçekleşiyor.
Seçimin Arka Planı ve Dodik Faktörü
Bosna Hersek, 1992-1995 yılları arasındaki yıkıcı savaşın ardından imzalanan Dayton Anlaşması ile kurulan karmaşık bir siyasi yapıya sahip. Ülke, Bosna Hersek Federasyonu (Boşnak ve Hırvat nüfusun ağırlıkta olduğu) ve Sırp Cumhuriyeti (Sırp nüfusun ağırlıkta olduğu) olmak üzere iki entiteden oluşuyor. Devlet Başkanlığı Konseyi ise bu üç etnik grubun temsilcilerinden oluşuyor: bir Boşnak, bir Hırvat ve bir Sırp. Seçimlerde Sırp Cumhuriyeti'nden Sırp üye, Federasyon'dan ise Boşnak ve Hırvat üyeler seçiliyor. Bu yılki seçimde, Sırp Cumhuriyeti'nin mevcut lideri Milorad Dodik'in Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Sırp üyeliği için aday olması dikkat çekiyor. Dodik, uzun yıllardır Rusya ile yakın ilişkileri, ayrılıkçı söylemleri ve Sırp Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ima eden açıklamalarıyla tanınıyor. Batılı ülkeler tarafından sık sık yaptırım tehditleriyle karşı karşıya kalan Dodik, son dönemde Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Moskova'ya verdiği destekle de gündemde. Dodik'in seçilmesi halinde, Bosna Hersek'in AB ile yürüttüğü üyelik müzakerelerinin daha da zorlaşacağı ve ülkenin Batı'dan uzaklaşarak Rusya'nın etki alanına girebileceği endişesi hakim.
Öte yandan, Bosna Hersek'in AB üyelik süreci yıllardır tıkanmış durumda. Ülke, 2016'da AB'ye üyelik başvurusunda bulunmuş, 2022'de aday ülke statüsü almış olsa da, siyasi istikrarsızlık, reform eksikliği ve etnik gerginlikler nedeniyle müzakereler fiilen başlayamadı. AB, özellikle yargı reformu, yolsuzlukla mücadele ve demokratik kurumların güçlendirilmesi konularında Bosna Hersek'ten somut adımlar bekliyor. Ancak Dodik ve diğer Sırp milliyetçi liderler, AB'nin dayattığı reformları reddederek, Sırp Cumhuriyeti'nin özerkliğini güçlendirmeye çalışıyor. Bu durum, ülkenin AB perspektifini belirsizleştiriyor. Seçim kampanyası boyunca da ana tartışma konuları, AB entegrasyonu, ekonomik sorunlar ve etnik ayrımcılık oldu. Boşnak ve Hırvat partileri genellikle AB yanlısı bir çizgi izlerken, Sırp partileri Rusya ile ilişkileri öne çıkarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bosna Hersek'teki seçim, sadece ülke içi dinamikleri değil, aynı zamanda Batı Balkanlar'ın jeopolitik geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Rusya'nın bölgede artan etkisi, ABD ve AB'nin genişleme politikalarını zayıflatma potansiyeli taşıyor. Sırbistan, Kosova, Karadağ ve Kuzey Makedonya gibi ülkelerde de benzer şekilde Rusya yanlısı söylemler güç kazanmış durumda. Bosna Hersek'te Dodik'in zaferi, bu eğilimi pekiştirebilir ve bölgede istikrarsızlığı artırabilir. Ayrıca, Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa'nın güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken, Bosna Hersek'in istikrarı NATO ve AB için kritik önemde. Ülkedeki etnik gerginliklerin yeniden alevlenmesi, mülteci krizi ve insani felaket riskini beraberinde getirebilir. Seçim sonuçları, aynı zamanda AB'nin genişleme politikasının ne kadar etkili olduğunu gösterecek. Eğer AB yanlısı adaylar kazanırsa, Brüksel'in bölgedeki çekiciliği artabilir; aksi halde AB'nin itibarı daha da zedelenebilir.
Seçimde ayrıca, genç nüfusun siyasetten uzaklaşması ve ekonomik göç gibi sorunlar da öne çıkıyor. Ülkenin en büyük sorunlarından biri olan işsizlik, özellikle gençler arasında yüzde 30'un üzerinde. Son yıllarda yüz binlerce Bosnalı, daha iyi yaşam koşulları için AB ülkelerine göç etti. Bu durum, seçim sonuçlarını ve ülkenin geleceğini etkileyecek önemli bir faktör. Seçimlere katılım oranının düşük olması bekleniyor; bu da halkın siyasete olan güvensizliğini yansıtıyor. Sandık çıkış anketleri, kesin sonuçların birkaç gün içinde açıklanacağını gösteriyor. Uluslararası gözlemciler, seçim sürecini yakından takip ediyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve diğer kuruluşlar, seçimlerin adil ve özgür olup olmadığını değerlendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Bosna Hersek ile tarihi, kültürel ve ekonomik bağları güçlü olan bir ülke. Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye, Bosna Hersek'in bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri oldu ve savaş sırasında Boşnaklara destek verdi. Bugün de Türkiye, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğüne ve egemenliğine vurgu yaparak, ülkenin AB ve NATO üyeliğini destekliyor. Ancak, Sırp Cumhuriyeti'ndeki Rusya yanlısı eğilimler ve Dodik'in ayrılıkçı söylemleri, Türkiye'nin bölgedeki istikrarı koruma çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, aynı zamanda bölgede ekonomik yatırımları ve insani yardımlarıyla da aktif. Bosna Hersek'teki seçim sonuçları, Türkiye'nin Balkanlar'daki nüfuzunu ve AB ile ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Rusya'nın bölgede güç kazanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve diplomatik dengeleri açısından da önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye, seçim sonuçlarını dikkatle izleyecek ve Bosna Hersek'in istikrarı için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.