Bolivya hükümeti, ülke genelinde artan protesto dalgası karşısında askeri önlemlerin alınmasını onayladı. Devlet Başkanı Luis Arce liderliğindeki yönetim, 2025 yılının Mart ayında başlayan ve özellikle başkent La Paz ile Santa Cruz gibi büyük şehirlerde yoğunlaşan eylemlerin ardından, kamu düzenini sağlamak amacıyla orduya yetki verdi. Muhalefet partileri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla düzenlenen protestolar, artan yaşam maliyeti, işsizlik ve yolsuzluk iddialarını hedef alıyor. Hükümet, askeri önlemlerin geçici olduğunu ve anayasal düzeni korumayı amaçladığını belirtirken, muhalefet bu adımı otoriterleşme olarak nitelendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Bolivya, son yıllarda siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkla mücadele ediyor. 2019'da yaşanan darbe tartışmalarının ardından 2020'de Luis Arce'nin seçilmesiyle Morales yanlısı MAS partisi yeniden iktidara geldi. Ancak Arce hükümeti, özellikle 2023'ten itibaren enflasyon ve döviz sıkıntısı nedeniyle artan toplumsal hoşnutsuzlukla karşı karşıya. Protestolar, Ocak 2025'te hükümetin akaryakıt fiyatlarını artırma kararıyla hız kazandı. Muhalefet, hükümeti ekonomik krizi yönetememekle suçlarken, sendikalar işçi haklarının ihlal edildiğini öne sürüyor. Askeri önlemlere ilişkin kararname, Savunma Bakanlığı tarafından hazırlandı ve kabinenin onayından geçti. Yasal olarak, ordunun iç güvenlik operasyonlarında kullanılması Bolivya Anayasası'nın ilgili maddelerine dayanıyor, ancak insan hakları örgütleri, geçmişte askeri müdahalelerin orantısız güç kullanımına yol açtığını hatırlatıyor.
Protestoların öncülerinden Bolivya İşçi Merkezi (COB), genel grev çağrısı yaparken, tarım sektörü temsilcileri de blokaj eylemleri düzenliyor. Hükümet, bu eylemlerin ülke ekonomisine günlük 50 milyon dolar zarar verdiğini iddia ediyor. Bu arada, eski Devlet Başkanı Evo Morales'in de halen güçlü olduğu doğu bölgelerinde gerilim yüksek. Morales, hükümetin protestolara askeri çözüm aramasını eleştirirken, kendi destekçilerini sokağa çağırmış değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bolivya'daki gelişmeler, Latin Amerika'da artan toplumsal hareketlilik bağlamında değerlendiriliyor. Bölgede Arjantin, Peru ve Ekvador'da da benzer ekonomik kaynaklı protestolar yaşanıyor. Bolivya'nın doğal gaz ve lityum rezervleri açısından stratejik önemi, küresel güçlerin ilgisini çekiyor. ABD, Bolivya'yı demokratik yollarla istikrar sağlamaya çağırırken, Çin ise lityum madenciliği yatırımları nedeniyle durumu yakından izliyor. Ayrıca, Rusya'nın Brezilya, Arjantin gibi bölge ülkelerindeki nüfuzu Bolivya'yı da etkileyebilecek bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Askeri önlemler, bölgedeki otoriterleşme endişelerini artırabilir ve komşu ülkelerle diplomatik gerilimlere yol açabilir. Özellikle Şili ve Peru ile sınır anlaşmazlıkları geçmişte yaşanan Bolivya, askeri hareketliliğin bölgesel güvenlik algısını etkileyebileceği bir konumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya'daki istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, küresel tedarik zincirleri ve enerji piyasaları üzerindeki etkileri nedeniyle dolaylı önem taşıyor. Bolivya, dünya lityum rezervlerinin yaklaşık %20'sine sahip; lityum ise batarya teknolojileri ve elektrikli araçlar için kritik bir maden. Türkiye'nin savunma sanayii ve otomotiv sektörlerinde lityuma olan talebi arttıkça, bu tür siyasi istikrarsızlıklar arz güvenliğini riske atabiliyor. Ayrıca, Türkiye'nin Latin Amerika'da son yıllarda artan diplomatik ve ticari ilişkileri (örneğin, 2023'te Şili ile imzalanan serbest ticaret anlaşması) göz önünde bulundurulduğunda, bölgedeki demokratik normların zayıflaması, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle iş birliği potansiyelini olumsuz etkileyebilir. Ankara, bu nedenle Bolivya'daki gelişmeleri yakından takip etmeli ve demokratik süreçlerin korunması çağrılarında bulunmalıdır.