Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz, ülkede ekonomik reformlara yönelik artan huzursuzluk ortamında Ekonomi Bakanı Jose Gabriel Espinoza'yı görevden aldı. Espinoza, sadece günler önce parlamentoda azınlıkta bulunan muhalefetin gensoru önergesiyle kınanmıştı. Başkanlık Ofisi’nden yapılan kısa açıklamada, "Kalkınma ve istikrar hedefleri doğrultusunda kabinede yeni bir dönem başlatıyoruz" denildi. Görevden alınma kararı, ülkenin en büyük sendika konfederasyonları ve yerli halk örgütlerinin başkent La Paz'da büyük çaplı protesto gösterileri düzenlediği bir dönemde geldi. Göstericiler, hükümetin benimsediği kemer sıkma politikalarını ve yakıt sübvansiyonlarının kaldırılmasını protesto ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Jose Gabriel Espinoza, yaklaşık on sekiz aydır görev yaptığı Ekonomi Bakanlığı süresince Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) teşvik ettiği yapısal reformları hayata geçirmekle sorumluydu. Espinoza'nın politikaları arasında, devlete ait şirketlerin kademeli olarak özelleştirilmesi, madeni gaz fiyatlarının serbest piyasa koşullarına bırakılması ve kamu harcamalarının kısılması yer alıyordu. Ancak bu reformlar, özellikle yoksul kesimler ve işçi sendikaları arasında büyük bir hoşnutsuzluk yarattı. Geçtiğimiz hafta Temsilciler Meclisi'nde muhalefetin verdiği gensoru önergesi, Espinoza'nın ekonomi yönetiminden duyulan rahatsızlığı gözler önüne serdi. Önergede, "Hükümetin ekonomik programı, toplumun büyük bir kesimini yoksullaştırmış ve ülkeyi sosyal çatışmanın eşiğine getirmiştir" ifadelerine yer verildi. Başkan Rodrigo Paz, meclisteki bu gensoruya rağmen başlangıçta bakanına destek verdiğini açıklamış ancak ardından gelen protestoların şiddetlenmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı.
Ülkede durum son günlerde daha da gerginleşti. Ordu birlikleri, başkentteki hükümet binalarını korumak amacıyla devriye gezerken, polis biber gazı ve tazyikli su ile kalabalığı dağıtmaya çalışıyor. Protestocular, hükümetin ekonomik programının tamamen geri çekilmesini talep ediyor. La Paz'daki gösterilere katılan madenci sendikası lideri Juan Carlos Huanca yaptığı açıklamada, "Bizler halkın oylarıyla işbaşına gelmiş bir hükümetin, kendi halkına karşı bu politikaları dayatmasını kabul edemeyiz" dedi. Bazı bölgelerde yollar kesilirken, okullar ve üniversiteler de ülke genelinde protestolara destek amacıyla boykot çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bolivya'daki bu siyasi kriz, yalnızca ülke içindeki dengeleri değil, aynı zamanda Güney Amerika'daki sol dalgayı da etkiliyor. Rodrigo Paz, göreve geldiğinde, bölgede Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerde yeniden yükselen sol hükümetlerle yakın ilişkiler kurmak istediğini açıklamıştı. Ancak uyguladığı neoliberal ekonomi politikaları, bu söylemle çelişiyor. Uzmanlar, Bolivya'nın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının aslında bölgesel bir olgu olduğunu belirtiyor. Latin Amerika ülkeleri, Çin ile ABD arasındaki ticari gerilimlerden ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkileniyor. Bolivya'daki doğalgaz ihracatı son yıllarda düşerken, dolar rezervleri azalmış ve enflasyon yükselmiş durumda.
Uluslararası toplum ise gözünü La Paz'a çevirmiş durumda. Washington yönetiminden isim vermek istemeyen bir yetkili, "Bolivya'daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz" diyerek siyasi istikrarın önemine vurgu yaptı. Özellikle ABD, lityum rezervleri ve kritik mineraller konusunda Bolivya ile işbirliği yapmayı hedefliyor. Çin ise ülkedeki altyapı yatırımlarına hız vermiş durumda. Bu rekabet, Bolivya hükümetinin manevra alanını genişletiyor ancak iç politikadaki kırılganlığı da artırıyor. Avrupa Birliği de demokratik normlara saygı çağrısında bulunarak taraflara diyalog çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya'daki bu siyasi kriz, Türkiye'nin bölgeye yönelik politikaları açısından dolaylı ama önemli mesajlar içeriyor. Türkiye'nin Latin Amerika ile ekonomik ve siyasi ilişkileri son yıllarda gelişme göstermiş, özellikle ticaret hacmi artmıştır. Ancak Bolivya gibi ülkelerdeki istikrarsızlık, bu ilişkileri sekteye uğratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ve madencilik sektörlerindeki küresel firmalarının Bolivya'daki yatırım beklentileri de bu tür siyasi dalgalanmalardan etkilenebilir. Daha genel anlamda, bu olay gelişmekte olan ülkelerde IMF reçetelerinin uygulanmasının ne kadar zor olduğunu ve sosyal patlamalara yol açabileceğini gösteriyor. Türk dış politikası açısından bu, ekonomik istikrarın sağlanması ile toplumsal talepler arasında denge kurmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.