Reuters'ın ekonomistlerle gerçekleştirdiği son ankete göre, Japonya Merkez Bankası (BOJ) para politikasında beklenenden daha hızlı bir sıkılaştırmaya gidecek ve politika faizini Eylül ayına kadar yüzde 1,25 seviyesine çıkaracak. Bu, Japonya'nın uzun süredir devam eden negatif faiz politikasından çıkışının ardından atılacak en agresif adım olacak. Anket, BOJ'un enflasyonu kontrol altına alma ve yenin değer kaybını önleme çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, ücret artışları ve iç talepteki toparlanmanın BOJ'a faizleri artırma konusunda alan açtığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
BOJ, Mart 2024'te negatif faiz oranlarına son vererek kısa vadeli faiz oranını yüzde 0-0,1 bandına yükseltmişti. Ardından Temmuz'da faizi yüzde 0,25'e çıkaran banka, ekonomik verilerin güçlü gelmesi durumunda daha fazla artırım sinyali vermişti. Reuters anketine katılan ekonomistlerin çoğunluğu, BOJ'un bu yıl en az iki kez daha faiz artıracağını ve Eylül toplantısında yüzde 0,5'e, Aralık'ta ise yüzde 0,75'e çıkacağını öngörüyor. Ancak bazıları daha hızlı bir hareketle faizin yüzde 1'e ulaşabileceğini de dile getiriyor. Bu beklentiler, Japonya'da enflasyonun hedeflenen yüzde 2'nin üzerinde seyretmesi ve işgücü piyasasındaki sıkılığın ücret artışlarını körüklemesinden kaynaklanıyor. Ayrıca, yenin dolar karşısında tarihi düşük seviyelere gerilemesi, ithal enflasyonu artırarak BOJ üzerindeki baskıyı artırıyor.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda, son basın toplantısında, enflasyon beklentilerinin yüzde 2'ye yaklaşması durumunda faizleri kademeli olarak artıracaklarını ve para politikasının normalleşmesinin uzun vadeli bir süreç olduğunu vurgulamıştı. Ancak piyasalar, Ueda'nın bu açıklamalarının ardından daha şahin bir tutum sergilemesinden endişe ediyor. Japon hükümeti ise faiz artışlarının ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceğinden çekinse de, enflasyonla mücadele öncelikli hedef olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BOJ'un faiz artırımları, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olabilecek önemli bir gelişme. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olarak küresel ticaret ve yatırım akışlarında kritik bir role sahip. Faiz artışları, yenin değer kazanmasına yol açabilir; bu da Japon ihracatçılarını olumsuz etkilerken, Japonya'ya yönelik yabancı yatırımları teşvik edebilir. Ayrıca, Japonya'nın uzun süredir uyguladığı ultra gevşek para politikası, küresel likiditeye katkıda bulunuyordu. Bu politikadan çıkış, gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışlarına ve volatiliteye neden olabilir. Asya bölgesinde, Çin ve Güney Kore gibi komşu ekonomiler Japon faiz artışlarından doğrudan etkilenecek. Yen'in güçlenmesi, bu ülkelerin ihracat rekabet gücünü artırabilirken, küresel tedarik zincirlerinde kısa vadeli aksaklıklara yol açabilir.
ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile BOJ'un politikalarının ayrışması, döviz kurlarında öngörülemeyen hareketlere neden olabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, borçlanma maliyetlerinin artması riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle BOJ'un adımları, sadece Japonya için değil, küresel ekonomik istikrar için de yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BOJ'un faiz artırım kararı, küresel likidite koşullarını sıkılaştırarak gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumsuz etkileyebilir. Türkiye gibi cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu durum, kur üzerinde baskı yaratabilir. Ancak Türkiye'nin ihracat pazarları açısından Japonya'nın güçlenen yeni, Türk mallarının fiyat rekabetini artırabilir. Ayrıca, Japon yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisi faiz farkından etkilenebilir. Türkiye'nin sürdürdüğü rasyonel para politikaları ve rezerv birikimi, dış şoklara karşı direnci artırmış görünüyor.