Kanada merkezli BMO Capital Markets'in Kıdemli Ekonomisti Jennifer Lee, 3 Temmuz 2026 tarihinde Bloomberg'e verdiği mülakatta, ABD işgücü piyasasındaki son gelişmeleri ve İran ile artan gerilimin enflasyon üzerinde yaratabileceği çarpıtıcı etkileri değerlendirdi. Lee'nin analizine göre, tarım dışı istihdam verileri beklentilerin üzerinde gelirken, enflasyonist baskıların özellikle enerji fiyatları kanalıyla yeniden canlanabileceği uyarısı yapıldı. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirimi beklentilerini olumsuz etkileyebilir.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı son tarım dışı istihdam verileri, piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde bir artış gösterdi. Haziran ayında 272 bin yeni iş eklenirken, işsizlik oranı yüzde 4,0 seviyesinde sabit kaldı. Lee, bu verinin Fed'in agresif faiz indirimi beklentilerini törpülediğini belirtti. Ancak asıl dikkat çeken nokta, İran ile İsrail arasında tırmanan gerilimin petrol fiyatları üzerindeki etkisi oldu. Brent petrol varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarken, Lee'nin ifadesiyle bu durum enflasyon verilerini "çarpıtabilir".
Lee, çekirdek enflasyonun hala yüzde 3'ün üzerinde seyrettiğini, enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklığın Fed'in elini zorlaştırdığını vurguladı. "İran'daki jeopolitik risk, petrol arzını tehdit ediyor. Bu, maliyet itişli enflasyonu yeniden canlandırabilir" dedi. Ayrıca, işgücü piyasasındaki sıkılığın ücret enflasyonunu beslemeye devam ettiğini, ortalama saatlik kazançların yıllık bazda yüzde 3,9 arttığını hatırlattı.
Lee'nin değerlendirmesine göre, Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gitme olasılığı azalmış durumda. Piyasalar, eylül ayında 25 baz puanlık bir indirimi yüzde 60 olasılıkla fiyatlarken, Lee bu oranın daha düşük olabileceğini ima etti. "İran etkisi geçici olabilir, ancak merkez bankaları bu tür şoklara karşı temkinli olmak zorunda" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile İsrail arasındaki gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılması, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sini riske atabilir. Bu durum, Avrupa ve Asya ekonomileri için ciddi bir enflasyonist baskı anlamına geliyor. Lee, jeopolitik risklerin merkez bankalarının para politikasını belirlemesinde giderek daha önemli bir faktör haline geldiğini vurguladı.
Küresel ölçekte, gelişmekte olan ülkeler bu durumdan en fazla etkilenenler arasında. Petrol ithalatçısı ülkeler, artan enerji maliyetleri nedeniyle cari açıklarının büyüdüğünü görebilir. Ayrıca, Fed'in faiz indirimini ertelemesi, doların güçlenmesine yol açarak gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabilir. Lee, bu tablonun küresel büyüme beklentilerini de aşağı yönlü risklere maruz bıraktığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, İran kaynaklı petrol fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Brent petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'nin cari açığını yaklaşık 5 milyar dolar artırıyor. Ayrıca, Fed'in faiz indirimini ertelemesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimi için manevra alanını daraltıyor. Dolardaki güçlenme, TL üzerinde baskı yaratırken, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Küresel jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme ve alternatif kaynaklara yönelme stratejileri daha da önem kazanıyor.