Birleşmiş Milletler (BM), büyümekte olan El Niño hava olayının önümüzdeki aylarda “süper” boyuta ulaşarak dünya genelinde rekor sıcaklıklara, kuraklığa, sellere ve fırtınalara yol açabileceği uyarısında bulundu. BM Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayınlanan son raporda, Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının belirgin şekilde arttığı ve mevcut El Niño'nun 2024'ün ilk aylarında zirve yaparak 1950'den bu yana en güçlü olaylardan biri haline gelebileceği belirtildi. Uzmanlar, bu durumun küresel iklim sisteminde zincirleme etkilere yol açacağını ve özellikle gıda güvenliği ile su kaynakları üzerinde ciddi tehdit oluşturacağını vurguluyor.
El Niño Nedir ve Neden 'Süper' Olarak Adlandırılıyor?
El Niño, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla oluşan ve küresel hava desenlerini etkileyen doğal bir iklim döngüsüdür. WMO, mevcut El Niño'nun hızla güçlenerek “çok kuvvetli” kategorisine yaklaştığını ve eğer belirli eşik değerler aşılırsa “süper El Niño” olarak sınıflandırılabileceğini açıkladı. Tarihsel verilere göre, 1997-1998 ve 2015-2016 yıllarında yaşanan süper El Niño olayları, küresel çapta yıkıcı sellere, orman yangınlarına ve tarımsal kayıplara neden olmuştu. Bu seferki sürecin daha da şiddetli olabileceği endişesi, deniz sıcaklıklarının kaydedilen en yüksek seviyelere ulaşmasından kaynaklanıyor.
Yetkililer, özellikle Güney Amerika, Afrika, Güneydoğu Asya ve Avustralya'da etkilerin belirgin olacağını söylüyor. Peru ve Ekvador kıyılarında şiddetli yağışlar ve seller beklenirken, Endonezya ve Avustralya'da kuraklık ve orman yangını riski artıyor. Ayrıca, Hint musonlarını da etkileyerek Hindistan ve çevresinde yağış düzensizliklerine yol açması öngörülüyor. WMO Genel Sekreteri Prof. Petteri Taalas, “Bu El Niño, küresel sıcaklıkları geçici olarak 1,5 santigrat derece eşiğinin üzerine taşıyabilir ve bu, insan kaynaklı iklim değişikliğiyle birleşince eşi benzeri görülmemiş aşırı hava olaylarına yol açabilir” dedi.
Küresel Etkiler ve Ekonomik Boyut
El Niño'nun ekonomik etkileri de endişe yaratıyor. Tarım sektörü, özellikle pirinç, buğday, mısır ve soya fasulyesi gibi temel gıda ürünlerinde verim kaybı bekleniyor. Bu durum, küresel gıda fiyatlarını artırabilir ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, balıkçılık sektörü de deniz ekosistemindeki değişikliklerden olumsuz etkilenecek. Dünya Bankası, 1997-1998 El Niño'sunun küresel ekonomiye yaklaşık 45 milyar dolarlık zarar verdiğini tahmin ediyor. Günümüzde daha büyük ve birbirine bağlı bir ekonomi düşünüldüğünde, zararın çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Sigorta şirketleri, aşırı hava olaylarına bağlı taleplerin artacağını öngörüyor.
Sağlık alanında da El Niño'nun etkileri hissedilecek. Sıcak hava dalgaları, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için ölümcül olabilir. Ayrıca, su kaynaklı hastalıklar (kolera, dang humması gibi) yayılma riski taşıyor. BM, üye ülkeleri erken uyarı sistemlerini güçlendirmeye, su rezervlerini yönetmeye ve acil durum planlarını devreye sokmaya çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Niño'nun Türkiye'ye doğrudan etkisi genellikle kış aylarında sıcaklık ve yağış rejimindeki değişikliklerle ortaya çıkıyor. Güçlü bir El Niño, Türkiye'de kışların normalden daha ılık ve yağışlı geçmesine neden olabilir; bu da tarım takvimini, su kaynaklarını ve enerji tüketimini etkileyebilir. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin hububat ve bakliyat ithalatını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kurak bölgelerinde su yönetimi planlaması El Niño kaynaklı değişkenliklere göre yeniden değerlendirilmelidir. Akdeniz havzasında beklenen sıcak hava dalgaları ve orman yangını riski, turizm sektörü ve doğal alanlar için tehdit oluşturabilir. Bu nedenle, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AFAD gibi kurumların erken uyarı kapasitelerinin artırılması kritik önem taşıyor.