Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Asya'da hızla yayılan et böceği (screwworm) salgınını kontrol altına almak için 1,2 milyon ABD doları bütçeli acil bir proje başlattı. Proje kapsamında, özellikle Tayland, Myanmar, Laos ve Kamboçya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde görülen istilacı sinek türünün üreme alanlarının tespiti, kısırlaştırma yöntemleri ve halk sağlığı bilgilendirme kampanyaları yürütülecek. Et böceği sineklerinin dişileri, sıcak kanlı hayvanların açık yaralarına binlerce yumurta bırakarak larvaların doku yemesiyle ölümcül enfeksiyonlara yol açıyor. FAO, salgının kontrol altına alınmaması halinde bölgedeki hayvancılık sektöründe milyarlarca dolarlık kayba neden olabileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin arka planı: Et böceği tehdidi ve bölgesel yayılım
Cochliomyia hominivorax türü et böceği sineği, ilk kez 1988'de Kuzey Afrika'da görülmüş, ancak küresel ısınma ve artan hayvan ticaretiyle birlikte Asya'ya sıçramıştır. Dişi sinekler, çizik, kesik, doğum yarası veya parazit ısırığı gibi her türlü açık yaraya yumurta bırakır. Larvalar (kurtçuklar) canlı dokuyla beslenerek yarayı büyütür ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlar. Tedavi edilmezse hayvanlarda sepsis ve ölüm görülebilir; insanlarda da nadiren göz, burun veya kulak yaralarında enfeksiyon vakaları rapor edilmiştir. Son yıllarda Endonezya, Malezya ve Vietnam'da büyükbaş hayvan ölümleri artmış, Tayland'da 2022'de 10 bin baş hayvanın enfekte olduğu tespit edilmiştir.
BM'nin projesi, kısırlaştırma tekniğine dayanmaktadır: Laboratuvarda üretilen erkek sinekler radyasyonla kısırlaştırılıp doğaya salınır; çiftleşen dişiler yumurtlamaz, böylece popülasyon baskılanır. Bu yöntem, Kuzey Amerika ve Orta Amerika'da başarıyla uygulanmıştır. Proje ayrıca çiftçilere yara bakımı, ilaçlama ve karantina eğitimleri verilmesini, sınır ötesi işbirliğinin güçlendirilmesini hedeflemektedir.
Bölgesel ve küresel boyut: Hayvancılık ekonomisi ve halk sağlığı riski
Et böceği sineği, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü tarafından bildirimi zorunlu bir hastalık olarak sınıflandırılmaktadır. Salgın, özellikle Asya'nın kırsal ekonomileri için büyük bir tehdit oluşturuyor; sığır, koyun, keçi, domuz ve kümes hayvanlarında verim kaybı, süt üretiminde düşüş, tedavi maliyetleri ve canlı hayvan ticaretinde kısıtlamalara yol açıyor. FAO'ya göre, Kuzey Afrika'da 1988-1992 arasındaki salgın 1,3 milyar dolarlık zarara neden olmuştur. Küresel ısınma nedeniyle sineğin yaşam alanı genişlemekte, Avrupa ve Akdeniz ülkeleri de risk altına girmektedir. İklim değişikliği, et böceğinin daha önce görülmediği enlemlerde kolonileşmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca, uluslararası hava ve deniz taşımacılığıyla sineğin kıtalar arası taşınması, biyogüvenlik önlemlerinin artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Proje, bölgesel erken uyarı sistemleri ve hızlı müdahale ekipleri kurarak salgının yayılmasını durdurmayı amaçlamaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Et böceği sineği, Türkiye'de henüz görülmemekle birlikte, küresel ısınma ve artan hayvan ticareti nedeniyle potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Türkiye, FAO ve OIE ile işbirliği içinde sınır kontrollerini güçlendirmeli, özellikle Güneydoğu Asya ve Afrika’dan gelen canlı hayvan ve hayvansal ürünlerde biyogüvenlik denetimlerini artırmalıdır. Ayrıca, kısırlaştırma tekniği gibi başarılı yöntemlerin Türk hayvan sağlığı altyapısına entegrasyonu, olası bir salgına karşı hazırlıklı olunmasını sağlayabilir. Bu proje, Türkiye'nin hayvancılık sektörünü korumak ve bölgesel işbirliğini geliştirmek için bir model olarak değerlendirilebilir.