Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, yapay zeka (YZ) sektörünün önde gelen şirketlerine, veri merkezlerinin çevresel etkilerini tamamen şeffaf bir şekilde açıklama çağrısında bulundu. Guterres, büyük YZ firmalarının karbon emisyonları, su tüketimi ve enerji kullanımı gibi verileri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, YZ teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin doğal kaynaklar üzerindeki baskısına yönelik artan toplumsal endişelerin ardından geldi.
Artan enerji ve su tüketimi endişeleri
Veri merkezleri, YZ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için büyük miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç duyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimi 2026 yılına kadar 1.000 terawatt saate ulaşabilir; bu, Japonya'nın toplam elektrik tüketimine eşdeğer. Ayrıca, bu tesislerin soğutma sistemleri için kullanılan su miktarı da ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Bazı raporlar, büyük bir YZ modelinin eğitimi sırasında binlerce litre su buharlaştığını ortaya koyuyor. Guterres, bu verilerin şeffaf bir şekilde raporlanmasının, sektörün sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda ilerlemesi için kritik olduğunu belirtti. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında şirketlerin emisyon taahhütlerini yerine getirmesi beklenirken, YZ devlerinin mevcut uygulamaları bu taahhütlerle çelişiyor.
Küresel boyut ve toplumsal muhalefet
Guterres'in çağrısı, toplumsal muhalefetin giderek güçlendiği bir dönemde geldi. Özellikle su kıtlığı yaşayan bölgelerde, veri merkezlerinin su kullanımına karşı protestolar düzenleniyor. Şili'deki Atacama Çölü'nde bulunan bazı veri merkezleri, bölgenin su kaynaklarını tüketmekle suçlanıyor. Avrupa'da ise çevre örgütleri, YZ altyapısının genişlemesine karşı hukuki mücadele başlatmış durumda. Uzmanlar, YZ sektörünün büyümesinin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını baltalama riski taşıdığını belirtiyor. Guterres, teknolojinin insanlık yararına kullanılması gerektiğini ancak bunun çevre pahasına olmaması gerektiğini ifade ederek, şirketlere sorumluluk almaya çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, artan dijitalleşme ve yapay zeka yatırımlarıyla veri merkezi ihtiyacını hızla artırıyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kurulan veri merkezleri, enerji ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturuyor. BM'nin bu çağrısı, Türkiye'deki YZ ve teknoloji şirketlerinin de çevresel etkilerini raporlama sorumluluğunu gündeme getiriyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek olmasına rağmen, veri merkezlerinin enerji tüketimi halen büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanıyor. Ayrıca, su kaynaklarının kısıtlı olduğu bölgelerde bu tesislerin su kullanımı, tarım ve içme suyu arzını tehdit edebilir. Türkiye'nin ulusal iklim hedefleri doğrultusunda, veri merkezi sektörüne yönelik düzenleyici adımlar atması ve şeffaflık standartları getirmesi önem taşıyor.