Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Salı günü Güvenlik Konseyi'nde yaptıkları açıklamada Suriye'nin ulusal toparlanma yolunda kritik bir dönüm noktasına ulaştığını, ancak devam eden bölgesel istikrarsızlık ve fon yetersizliklerinin elde edilen kazanımları tersine çevirme riski taşıdığını bildirdi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Operasyonlar ve Savunuculuk Direktörü Edem Wosornu, "Suriye kritik bir anın eşiğinde" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Wosornu, Suriye'deki insani durumun hala son derece kırılgan olduğunu vurgulayarak, ülke genelinde 16,7 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti. BM verilerine göre, Suriye'de 6,8 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda, 5,5 milyon kişi ise komşu ülkelerde mülteci olarak yaşıyor. Wosornu, 'Suriye'nin istikrarı bölgesel güvenlik açısından hayati önem taşıyor. Ekonomik daralma, altyapının tahribatı ve temel hizmetlerin çöküşü, halkın günlük yaşamını felç etmiş durumda' dedi. BM özellikle İdlib ve kuzeydoğu bölgelerinde çatışmaların yeniden alevlenmesi riskine dikkat çekti. Suriye'de 2011'den bu yana süren iç savaşta 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, ülke ekonomisi %80'den fazla küçüldü.
BM yetkilileri ayrıca Suriye'ye yönelik uluslararası yardımların yetersiz kaldığını vurguladı. 2025 yılı için planlanan 5,4 milyar dolarlık insani yardım çağrısının yalnızca %12'sinin finanse edildiği belirtildi. Wosornu, 'Fon eksikliği, gıda, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerin aksamasına neden oluyor. Bu durum, özellikle çocuklar ve kadınlar olmak üzere en savunmasız grupları orantısız şekilde etkiliyor' ifadelerini kullandı. BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, Suriye'de 6,5 milyon çocuk insani yardıma muhtaç durumda ve 2,4 milyon çocuk okula gidemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BM Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Suriye'deki siyasi sürecin de tıkanmış durumda olduğunu ifade etti. Pedersen, Anayasa Komitesi çalışmalarının ilerlemediğini ve taraflar arasında güven eksikliğinin derinleştiğini belirtti. 'Suriye'de kalıcı barış ancak kapsayıcı bir siyasi çözümle mümkün. Şu anki durum, bölgesel aktörlerin müdahaleleriyle daha da karmaşık hale geliyor' dedi. Uzmanlar, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırılarının arttığını, İran'ın askeri varlığının ise bölgede gerilimi yükselttiğini belirtiyor. ABD'nin Suriye'deki askeri varlığı ve PKK/YPG ile iş birliği, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Suriye'deki durumun bölgesel istikrarı tehdit ettiği konusunda hemfikir kalırken, Rusya ve Çin'in Batılı ülkelerin yaptırımlarının Suriye'nin toparlanmasını engellediği yönündeki itirazları dikkat çekti. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasili Nebenzya, 'Tek taraflı yaptırımlar Suriye halkına yardım ulaştırılmasını zorlaştırıyor. Bu yaptırımlar kaldırılmadıkça insani durumun iyileşmesi mümkün değil' değerlendirmesinde bulundu. ABD ise yaptırımların insani yardımları engellemediğini, hedefli olduğunu savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki bu belirsizlik tablosu Türkiye için doğrudan güvenlik ve göç politikası riskleri barındırıyor. İstikrarsızlığın derinleşmesi, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir terör koridoru oluşmasına veya mevcut tehditlerin artmasına neden olabilir. Ayrıca, ülkedeki insani krizin büyümesi, Türkiye'nin halihazırda ev sahipliği yaptığı yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli mülteciye yenilerinin eklenmesi riskini doğuruyor. BM'nin uyardığı fon krizi, Türkiye üzerindeki mali yükü daha da artırabilir. Öte yandan, Suriye'de kalıcı bir siyasi çözümün gecikmesi, Türkiye'nin PKK/YPG ile mücadelesini zorlaştıracak uzun vadeli bir güvenlik sorunu yaratmaktadır.