İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin petrol ihracatının tamamen durdurulması halinde bölgede hiçbir ülkenin petrol satamayacağı yönünde sert bir uyarıda bulundu. Kalibaf, Tahran'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, 'Eğer İran petrolünü satamazsa, bölgedeki hiçbir ülke petrolünü satamayacak,' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran'ın nükleer müzakerelerdeki elini güçlendirmek ve ABD liderliğindeki yaptırımlara karşı koymak amacıyla Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini yeniden gündeme getirdiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Kalibaf'ın sözleri, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile devam eden müzakerelerde tıkanma yaşandığı bir sırada sarf edildi. İran, Ocak 2025'te uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkararak uluslararası toplumun endişelerini artırmıştı. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında petrol yaptırımlarını hafifletmeyi önermiş, ancak Tahran yönetimi daha kapsamlı bir anlaşma talep ederek direnmişti. Kalibaf, aynı konuşmada İran'ın müzakere masasında 'güçlü bir konumda' olduğunu vurgulayarak, 'Yaptırımların kaldırılması için pes etmeyeceğiz. Eğer baskı artarsa, elimizdeki tüm araçları kullanacağız,' dedi.
İran'ın petrol ihracatı, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla birlikte önemli ölçüde azaldı. 2024 yılında İran'ın günlük petrol ihracatı 1,5 milyon varilin altına düşerken, Tahran yönetimi Çin ve diğer Asya ülkelerine yapılan gayriresmî sevkiyatlarla gelirini kısmen korumaya çalıştı. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, İran'ın petrol gelirleri 2023'te 50 milyar dolar civarındayken, 2024'te yaptırımların sıkılaştırılmasıyla 35 milyar dolara geriledi.
Bölgesel Boyut ve Küresel Etkiler
Kalibaf'ın tehdidi, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğiyle ilgili endişeleri yeniden alevlendirdi. İran, geçmişte de bu stratejik su yollarını kapatmakla tehdit etmiş, ancak bu hamleyi hiçbir zaman tam olarak uygulamamıştı. Ancak analistler, Tahran'ın ekonomik baskı altında daha agresif adımlar atabileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi bölge ülkeleri, olası bir krizde petrol ihracatlarının kesintiye uğramasından endişe ediyor. Petrol fiyatları, Kalibaf'ın açıklamalarının ardından yüzde 2 artarak varil başına 85 doların üzerine çıktı. Küresel piyasalar, İran'ın hamlesinin büyüyen bir enerji krizine yol açabileceği ihtimaline karşı tetikte.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kalibaf'ın sözlerine tepki göstererek, 'Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişimleri uluslararası hukukun ihlali olur ve derhal yanıt alır,' açıklamasını yaptı. ABD, bölgede askeri varlığını artırarak İran'a caydırıcı mesaj vermeye çalışıyor. Öte yandan Rusya ve Çin, İran'ın yaptırımlar altındaki petrol ticaretine alternatif yollar ararken, bu durum Ankara'nın da dikkatle izlediği bir gelişme.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın bu tehdidi, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü Irak ve Rusya'dan karşılasa da, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlar küresel petrol fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye ile İran arasındaki doğalgaz ticareti de risk altına girebilir. Ankara, diplomatik olarak bölgesel istikrarı koruma çabası içinde, hem İran'la diyaloğu sürdürmekte hem de ABD ile koordinasyonu elden bırakmamaktadır. Bu kriz, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.