Birleşmiş Milletler tarafından kurulan bağımsız bir araştırma heyeti, Sudan’ın paramiliter gücü Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) Darfur bölgesinde sivillere yönelik sistematik şiddet kampanyasının soykırım suçu teşkil ettiğini açıkladı. BM Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu’nun yayımladığı kapsamlı raporda, RSF ve müttefiklerinin 2023 yılının Nisan ayından itibaren Darfur’un çeşitli kentlerinde toplu infazlar, gang tecavüzleri, etnik temizlik ve zorla yerinden etme eylemleri gerçekleştirdiği belirtildi. Raporda, bu eylemlerin Masalit ve diğer etnik gruplara yönelik ” bir soykırım planının parçası“ı olarak tasarlandığı ifade edildi.
Darfur’da Sistematik Şiddet ve Soykırım İddiaları
BM raporu, RSF’nin Darfur’da 2023 Nisan’ında başlattığı saldırıların, daha önce 2003-2005 yılları arasında yaşanan Darfur Soykırımı’nın benzeri bir yıkıma yol açtığını ortaya koyuyor. Misyon başkanı Mohamed Chande Othman, ” RSF ve onlara bağlı milisler, Masalit halkını yok etme niyetiyle hareket etmiş, bu amaçla sistematik olarak cinayet, tecavüz ve işkence uygulamıştır“ dedi. Raporda ayrıca, Sudan ordusu ile RSF arasındaki iç savaşın 14 milyondan fazla insanı yerinden ettiği, 25 bin kişinin öldüğü ve milyonlarca kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Özellikle El-Geneina şehrinde RSF’nin etnik temizlik yaptığı, yüzlerce sivilin infaz edildiği ve kadınların sistematik olarak tecavüze uğradığı belirtildi.
Uluslararası Tepkiler ve Yargı Süreci
BM raporu, RSF lideri General Mohamed Hamdan Dagalo (Hemedti) ve Sudan ordusu komutanı General Abdülfettah el-Burhan’ın savaş suçlarından yargılanması için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Raporda, her iki tarafın da savaş suçları işlediği ancak RSF’nin eylemlerinin soykırım olarak sınıflandırıldığı ifade edildi. ABD, İngiltere ve Fransa raporu memnuniyetle karşılarken, Çekya ve bazı Afrika ülkeleri daha temkinli yaklaştı. Sudan hükümeti ise raporun RSF’yi hedef aldığını ancak ordunun da insan hakları ihlalleriyle anıldığını belirterek raporu reddetti. BM Güvenlik Konseyi’nin konuyu ele alması beklenirken, uzmanlar raporun bağlayıcı yaptırım kararlarına yol açmasının zor olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan’daki çatışmalar, Türkiye’nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz’deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Sudan’da hem askeri üsse (Sevakin Adası) hem de büyük ekonomik yatırımlara sahiptir. BM raporunun ardından RSF’ye yönelik uluslararası yaptırımların artması, Türkiye’nin Sudan’daki tercihlerini zorlayabilir. Ayrıca, çatışmalar nedeniyle Kızıldeniz’deki deniz güvenliği tehdit altındadır ve Türkiye’nin Somali, Libya ve Mısır’la olan ilişkileri bağlamında bölgedeki güç dengesini yeniden değerlendirmesi gerekebilir.