Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Sudan'da beş yaş altı yaklaşık 825 bin çocuğun 2026 yılında ciddi yetersiz beslenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Acil tıbbi müdahale yapılmazsa bu çocukların yüksek ölüm riskiyle karşı karşıya kalacağı vurgulanan uyarıda, iç savaş ve kuraklığın yanı sıra uluslararası yardım akışındaki kesintilerin felaketi büyüttüğü kaydedildi. Sudan, 2023'ten bu yana süren silahlı çatışmalar, yerinden edilme ve ekonomik çöküşün etkisiyle dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sudan'da İç Savaş ve Kıtlık Tehdidi
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan Silahlı Kuvvetler ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar ülkeyi tarım, altyapı ve sağlık hizmetleri açısından çöküşe sürükledi. Çatışmalar nedeniyle 11 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, yaklaşık 25 milyon insan acil insani yardıma muhtaç durumda. OCHA'nın verilerine göre Sudan nüfusunun yarısından fazlası açlık sınırında yaşıyor ve 203 bölge kritik gıda kriziyle karşı karşıya. Özellikle Darfur, Kordofan ve Hartum gibi çatışma bölgelerinde kıtlık resmen ilan edilmiş durumda. Çocuk ölümlerinin başlıca nedenleri arasında ise yetersiz beslenme, temiz suya erişim eksikliği ve sağlık tesislerinin yıkılması yer alıyor. BM Dünya Gıda Programı (WFP), Sudan'daki beslenme krizinin 2025-2026 döneminde çocuklar arasında bir nesil kaybına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Sudan'daki kriz aynı zamanda bölge ülkeleri üzerinde de büyük bir yük oluşturuyor. Çad, Güney Sudan, Mısır ve Etiyopya'ya her gün yüzlerce mülteci akın ediyor. Bu ülkeler, kendi kaynakları kısıtlıyken gelen mülteci dalgasıyla baş etmeye çalışıyor. Öte yandan, Sudan'da tarım arazilerinin büyük bölümü terk edilmiş durumda; ülke geleneksel olarak bir tarım ihracatçısıyken bugün gıda ithalatına bağımlı hale gelmiş vaziyette. İç savaşın sürmesi, 2026 yılında 825 bin çocuğun hayatını tehdit eden boyuta ulaşmasının temel nedeni olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Toplumun Tepkisi
Sudan'daki insani kriz, küresel gıda güvenliği ve uluslararası barış çabaları için kritik bir sınav niteliği taşıyor. Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Birliği tarafları defalarca ateşkes masasına oturmaya çağırsa da bugüne kadar kalıcı bir barış sağlanamadı. Uluslararası toplum 2024'te Sudan için 2,7 milyar dolarlık bir yardım çağrısı yapmıştı, ancak bu fonun yalnızca %32'si toplanabildi. ABD, Avrupa Birliği ve bazı Körfez ülkeleri Sudan'a yönelik yaptırımları artırma kararı alırken, Çin ve Rusya'nın Hartum yönetimiyle enerji anlaşmaları konusundaki angajmanı bölgedeki jeopolitik dengeyi daha karmaşık bir hale getiriyor. OCHA'nın en son verileri, 2025 yılında 30 milyondan fazla Sudanlı'nın insani yardıma bağımlı olduğunu, bu rakamın ülke nüfusunun yüzde 60'ına tekabül ettiğini ortaya koyuyor. Kızıl Haç ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi örgütler, sahada ulaşım kısıtlamaları, mayın tehlikesi ve bürokratik engeller nedeniyle zor şartlarda çalışıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2024 yılı ortasında Sudan'da kolera, dang humması ve kızamık salgınları baş gösterdiğini duyurmuştu. Ülkede ulaşılabilir durumdaki sağlık tesislerinin yüzde 80'i kullanılamaz durumda.
Sudan'daki durum, aynı zamanda Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki diğer istikrarsızlıklarla birleşince kıtasal güvenlik sorunlarına yol açıyor. Silah kaçakçılığı, mülteci akınları ve terör örgütlerinin çatışma bölgelerinde güç kazanması bölgeyi daha da kırılgan hale getiriyor. Özellikle RSF'nin bazı fraksiyonlarının bölgesel aktörlerce desteklendiği yönündeki haberler, krizi yerel bir iç savaş olmanın ötesine taşıyarak uluslararası bir vekalet çatışması boyutuna yaklaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki insani kriz, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki stratejik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Sudan ile savunma, tarım ve enerji alanlarında ikili anlaşmalar yapmış, özellikle Sevakin Adası'nın restorasyonu ve lojistik üs potansiyeli gündeme gelmişti. Ancak iç savaşın derinleşmesi bu işbirliğini sekteye uğratıyor. Öte yandan, Türkiye'nin Kızılay ve TİKA üzerinden bölgeye yaptığı insani yardımlar, yumuşak güç açısından önemli olsa da 800 bin çocuğun kurtarılması için uluslararası fonlamanın etkin şekilde dağıtılması gerekiyor. Sudan krizinin yayılma etkisi, Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz'e uzanan bir güvenlik koridorunu etkileyebileceğinden, Türk dış politikasının bölgede kalıcı ateşkes ve istikrar için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor. Türkiye, Sudan'daki krize kayıtsız kalamaz; zira bölgedeki istikrarsızlık göç rotaları, ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından yakından hissedilecektir.