Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) yayımladığı son küresel rapor, dünya genelinde çatışmalar ve şiddet olayları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısında belirgin bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre, 2024 yılı boyunca zorla yerinden edilen kişi sayısı bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 10 azalarak 100 milyonun altına indi. Aynı dönemde, güvenlik koşullarının iyileştiği bazı bölgelerden mültecilerin evlerine dönüş oranı ise tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak BMMYK, bu dönüşlerin her zaman tamamen gönüllü olmadığına dikkat çekiyor; birçok mülteci, ev sahibi ülkelerdeki artan baskılar veya ekonomik zorluklar nedeniyle geri dönmek zorunda kalıyor.
Düşüşün Arkasındaki Nedenler: Barış Süreçleri ve Azalan Çatışmalar
BM raporu, zorla yerinden edilme rakamlarındaki düşüşün en önemli nedenleri arasında birkaç büyük çaplı çatışmanın sona ermesi veya ateşkes anlaşmalarına varılmasını gösteriyor. Özellikle Afrika Boynuzu ve Batı Afrika'da bazı bölgelerde istikrarın sağlanması, milyonlarca insanın geri dönüşünü mümkün kıldı. Etiyopya'nın Tigray bölgesinde 2022'de imzalanan barış anlaşmasının ardından, yerinden edilenlerin önemli bir kısmı evlerine dönebildi. Benzer şekilde, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Somali'nin bazı bölgelerinde güvenlik güçlerinin kontrolü yeniden sağlaması, iç göç dalgasını tersine çevirdi. Ancak raporda, düşüşün yanıltıcı olabileceği de vurgulanıyor; çünkü birçok çatışma bölgesinde durum hala kırılgan ve insani krizler devam ediyor.
Küresel Boyut: Yeni Krizler ve Zorunlu Dönüşler
Rapor, olumlu gelişmelere rağmen dünya genelinde yeni çatışma ve zulüm dalgalarının da yaşandığına işaret ediyor. Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaş, milyonlarca insanı yerinden ederken, Myanmar'da askeri cuntanın artan baskıları nedeniyle komşu ülkelere sığınanların sayısı da arttı. BMMYK, halen dünya genelinde 110 milyondan fazla insanın zorla yerinden edilmiş durumda olduğunu tahmin ediyor. Ayrıca, evlerine dönen mültecilerin sayısındaki artışın bir kısmı, ev sahibi ülkelerdeki politikaların sertleşmesiyle bağlantılı. Örneğin, Pakistan'ın yasa dışı yollarla ülkede bulunan Afgan mültecileri sınır dışı etme kararı, yüz binlerce kişinin zorla geri dönüşüne yol açtı. Bu durum, mültecilerin korunmasına ilişkin uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin ihlal edildiği yönünde eleştirilere neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin bu raporu, Türkiye'nin uzun süredir ev sahipliği yaptığı Suriyeli mülteciler başta olmak üzere, küresel mülteci krizinin seyrine ışık tutuyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteci barındıran ülke konumunda ve rapor, gönüllü geri dönüşlerin artmasının Türkiye'nin de hedefleriyle örtüştüğünü gösteriyor. Ancak, zorunlu dönüşlerin artması, özellikle Suriye'deki güvenlik durumu ve ekonomik koşullar nedeniyle Türkiye için risk oluşturuyor. Ankara, geri dönüşlerin gönüllü, güvenli ve onurlu olması için çaba gösterirken, raporun bulguları Türkiye'nin mülteci politikasının uluslararası normlarla uyumlu olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, düzensiz göçle mücadele kapsamında Türkiye'nin sınır güvenliği önlemleri ve geri kabul anlaşmaları da raporun küresel bağlamında değerlendirilmelidir.