Birleşmiş Milletler'in yayımladığı yeni bir rapor, İsrail'in Gazze Şeridi'nde ateşkesin ardından Filistinli çocukları 'bilinçli bir şekilde hedef alarak öldürdüğünü' ortaya koydu. Raporda, bu eylemlerin 'soykırım' olarak nitelendirilebileceği ifade edilirken, uluslararası toplumun tepkisi giderek büyüyor. BM İnsan Hakları Konseyi'nin hazırladığı belge, İsrail güçlerinin özellikle çocuklara yönelik sistematik şiddet uyguladığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini belgeliyor. Raporun yayımlanmasının ardından İsrail yönetimi suçlamaları reddederken, Filistin yönetimi ise raporu 'utanç verici bir belge' olarak nitelendirdi.
Raporun ayrıntıları ve uluslararası yankılar
BM raporu, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları sırasında sivilleri koruma yükümlülüğünü defalarca ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle okul ve hastanelerin bombalanması, insani yardım koridorlarının engellenmesi gibi vakalar raporda ayrıntılı olarak ele alınıyor. Rapora göre, 2023 yılında başlayan çatışmalarda en az 500 Filistinli çocuk hayatını kaybetti; bunların çoğu hava saldırıları ve keskin nişancı ateşiyle öldürüldü. BM, bu verilerin yalnızca belgelenebilen vakalar olduğuna ve gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor. Raporda ayrıca, İsrail'in kullandığı mühimmatın bir kısmının uluslararası yasaklı silahlar arasında yer aldığı ve bu silahların özellikle çocuklar arasında orantısız kayba yol açtığı belirtiliyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ise bölünmüş durumda. ABD ve Avrupa Birliği'nin birçok üyesi raporu 'önemli bir uyarı' olarak nitelendirirken, diğer bazı ülkeler doğrudan yaptırım çağrısında bulunuyor. Özellikle Güney Afrika başta olmak üzere birçok Afrika ülkesi, İsrail'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini savunuyor. Öte yandan İsrail hükümeti, raporu 'tek taraflı ve önyargılı' olarak nitelendirerek reddetti. Başbakan Benjamin Netanyahu, 'İsrail dünyadaki en ahlaki ordulardan birine sahiptir' açıklamasında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu rapor, İsrail-Filistin çatışmasının uluslararası hukuk boyutunu bir kez daha gündeme taşıyor. BM'nin soykırım suçlaması, daha önce Srebrenitsa ve Ruanda katliamları için kullanılan bir ifade olması açısından dikkat çekiyor. Raporda, İsrail'in çocukları hedef almasının 'soykırım niyetinin kanıtı' olarak değerlendirilebileceği belirtiliyor. Bu durum, özellikle Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik politikalarında bir kırılma yaratabilir. Avrupa Birliği'nin insan hakları ve demokrasi vurgusu göz önüne alındığında, bazı üye ülkelerin yaptırım kararları alması bekleniyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Filistin lehine artan oy oranı, bu raporun siyasi sonuçlarını daha da belirgin hale getirebilir.
Bölgesel olarak ise bu gelişme, İran ve Suudi Arabistan arasındaki nüfuz mücadelesini de etkileyebilir. İran'ın Filistin davasını sahiplenmesi, Suudi Arabistan'ın ise İsrail ile normalleşme adımlarını hızlandırması, iki ülke arasındaki gerginliği artıran faktörler arasında. Bu rapor, Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, Mısır ve Ürdün gibi İsrail'le barış anlaşması imzalamış ülkeler de kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kalacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, BM raporu Ankara'nın pozisyonunu güçlendirecek nitelikte. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İsrail'i 'çocuk katili' olarak nitelemesi, raporun bu söylemi haklı çıkardığı yorumlarına yol açtı. Türkiye'nin İsrail'le ticari ilişkileri ve enerji iş birliği projeleri, bu rapor sonrası daha fazla sorgulanabilir. Aynı zamanda, Türkiye'nin İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını artırması ve BM nezdinde daha aktif bir rol oynaması bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinde İsrail'le iş birliğini zorlaştırabilir, ancak Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplarla dayanışmayı pekiştirebilir.